menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kralın iki farklı bedeni: Doğu ve Batı

14 7
04.02.2026

Batı’nın ipliğinin pazara çıktığı, kendisiyle yüzleştiği iddiası, son yıllarda neredeyse tartışmasız bir kabule dönüştü. Jeffrey Epstein dosyasıyla birlikte devlet, finans, akademi ve kültür endüstrisi arasındaki karanlık ilişkiler görünür hâle geldi. Yıllarca bilinen ama korunmuş olan suç ağlarının bir anda ifşa edilmesi, açılan arşivler, sinema ve akademi üzerinden dolaşıma sokulan geçmiş suçlar ve kimi zaman yüksek perdeden gelen özür cümleleri sanki ahlaki bir ilerleme anlatısı varmış gibi anlatılıyor.

Bu anlatı, muhafazakâr dünyada da belirgin bir etki yaratıyor. Konuşabilen, ifşa edebilen, kendini eleştirebilen bir medeniyet imgesi karşısında, kendi suskunluğumuzu daha makul görme eğilimi güçleniyor. Oysa mesele konuşmakla susmak arasında değil, itirafla hesap arasındaki gerilimde düğümleniyor. İtiraf hafifletiyor, hesap ağırlık yüklüyor.

Batı’nın öz eleştirisi bu yüzden çoğu zaman düzeni sarsan bir bilgi üretmiyor fakat arındıran bir anlatı üretiyor. Büyük suçların ardından gelen konuşma seli, hafızayı diri tutmak yerine yükümlülüğü dağıtıyor. Konuşmak, hesap vermekle yer değiştiriyor. Bu arındırıcı konuşma pratiğinin arkasında, Katolik dünyadan devralınmış günah çıkarma refleksinin sekülerleşmiş bir biçimi çalışıyor. Günah itiraf ediliyor, vicdan rahatlıyor, düzen yoluna devam ediyor.

Bu tablo karşısında muhafazakâr dünyada sıkça rastlanan bir eğilim var: Konuşabilen, kendini eleştirebilen bir medeniyet imgesi karşısında kendi suskunluğunu daha vakur, daha ahlaklı bir tutum gibi görme eğilimi. Oysa burada yapılan kıyas, iki ayrı erteleme biçimini birbirine karıştırıyor.

Doğu dünyasında günah çıkarma benzeri bir kamusal arınma pratiği hiçbir zaman güçlü biçimde oluşmadı. Tövbe, bireyin Tanrı’yla kurduğu........

© Karar