menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yobazlığın psikolojisi

57 0
21.03.2026

“Yobazlık” genellikle dini inançları körü körüne ve sorgulamadan savunmayla ilişkilendirilse de, hayatın her alanında görülebilen katı ve kapalı bir zihin hâlidir.

Herhangi bir konuda aşırı tutucu ve fikirlerini sorgulamaya kapalı olan kimselere “yobaz” denir.

Pek çok kimse, inandıklarının doğru olmadığı gözler önüne serildiğinde onları - terk etmek şöyle dursun - daha sıkı kucaklar. Delilin ne kadar güçlü olduğu mühim değildir.

Peki, akıl sahibi bir varlık, gözünün önündeki ayan beyan gerçeği neden inkâr eder?

Leon Festinger’ın 1950’lerde ortaya koyduğu bilişsel uyumsuzluk (cognitive dissonance) teorisi, bu sorunun belki de en güçlü yanıtını sunar.

Festinger’e göre insan zihni, birbiriyle çelişen iki düşünceyi aynı anda barındırmakta büyük güçlük çeker; bu durum zihinsel bir gerilim, adeta bir iç sancı yaratır.

Zihin bu sancıdan kurtulmak için ya yanlış inancından vazgeçer ya da önüne koyulan kanıtı küçümseyip görmezden gelerek hakikati çarpıtır.

Çoğu kimse inkârı seçer; çünkü yerleşik bir inancı terk etmek, yeni bir kanıtı reddetmekten çok daha fazla enerji gerektirir.

“Onaylama/doğrulama yanlılığı” (confirmation bias) bilinen diğer bir etkendir.

İnsan, zaten inandığı fikirleri destekleyecek deliller arar, inandıklarını sorgulamasını gerektirecek bilgileri ise göz ardı eder. Bu, çoğu zaman bilinçli bir tercih........

© Karar