menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Günler gelip geçer insan göçüp gider… Ya bellek nereye gider?

47 0
02.06.2026

Menekşe, kolay unutulacak kadın değildi fakat gözden ırak olan gönülden de ırak olur sözünü doğrularcasına kısa sürede hatırlanmaz oldu. Sadece berrak güzelliğiyle değil huyu ve şefkati, biraz peltek dili en çok da o yeri kazarcasına bakışıyla hafızamda yer etti. Çocuklar büyüklerin dünya telaşıyla unuttukları her ayrıntının ölümsüz fotoğrafını çekerler. Karlı, ilkin tipili ardından inadına sulusepken yağışlı bir günde gelin götürdüler onu uzak bir kasabaya. İşlemeli ve beyaz örtüsünün altından dökülen perçemi gözlerine doğru bir yatağan gibi iniyor kınalı elleriyle o perçemi düzeltirken sevinçli görünmeye çalışıyordu. Dışarıda, kara borana aldırmayan kalabalık, davul ve klarnetin arada bir gök indiren girişine kapılarak saz takımının eşliğinde gülüp eğleniyordu. İşin sonunda etli pilav da vardı. Halis tereyağı desen kazanlarda çoktan hazır edilmişti geniş avluda. Hava güzel olsaydı, düzlük yerde sinilerin çevresinde diz çökülecek, fesleğenle sulanmış yuka ekmekler eşliğinde turşunun damak çatlatan dengeciliğine uzanacaktı eller. Kadınlar üç beş eve dağılmışlar hem dışarıdan gelenleri ağırlamanın hem de genç kızların meraklarını dindirmenin peşindeydiler. Menekşe’yi görmek için arada bir gelin odasına gidiyor çok bilmiş kadınların öğütlerine kulak kesiliyordum.

‘Uzak yerin adamı buranın adamına benzemezmiş. Köyünde sıkılıp bunalsan kapı komşuna yetmedi anne babana koşabilirmişsin. Ama yaban yerde bütün gözler üzerinde olurmuş. Kıskananı kötüsü ne çıkacağı belli olmayan kaynana kaynata davranışı kestirilemezmiş.........

© Karar