Nerede iman varsa orada sâlihât vardır
Kur’an’da, özetle, ‘dünya ve ahiret için iyi, hayırlı, yararlı iş, davranış’ anlamında kullanılan sâlih amel ile iman kavramları, çoğu “iman edenler ve sâlih ameller (sâlihât) işleyenler” şeklindeki ifade kalıbıyla, birçok ayette bir arada kullanılmıştır. Bu açıkça şunu göstermektedir: Nerede iman varsa orada sâlihât yani ‘iyi işler’ vardır. Sâlihât, kısaca, davranış yoluyla tam olarak dışa vurulmuş imandır.
Bu mesele esas itibariyle insan davranışlarıyla ve dolayısıyla ahlâkla ilgili olsa da, İslâm ilim geleneğinde derin tartışmalara konu olan “iman amelden cüz müdür, değil midir?” şeklindeki teolojik problem olarak tartışılmıştır.
Öyle görülüyor ki, iman ile -ahlakı da içine alan- amel arasındaki ilişki meselesine iki şekilde yaklaşmak gerekmektedir. Biri bilgiseldir, diğeri ise dinîdir; yani uhrevi kurtuluş için imanın yeterli görülüp görülmeyeceği ile ilgilidir.
a) Bilgi açısından iman sonuçta bir bilgi ve onaydır (tasdik); dolayısıyla kabul veya redde dayanır, eylem (amel) ile ilgisi yoktur. Bir insan bir tezi kabul ve tasdik edebilir; bu kabul ve tasdik, Allah’ın varlığını ve O’nun vahiy yoluyla bildirdiklerini tasdik ise din dilinde buna iman denir. Veya red ve inkâr edebilir veya şüpheci olabilir ki, din dilinde her ikisine de küfür (inkâr) ve ilhad denilmektedir.
Mezhep imamımız........
