Çağımızda dinî kaynakları nasıl anlamalıyız?
Müslüman dünya olarak bugün bireysel, toplumsal ve uluslararası düzeyde çektiğimiz sıkıntıların temel sebeplerinden birinin, belki en başta geleninin dinî kaynaklarımızı -çağdaş olguları ve şartları dikkate almadan- eski çağların literal (zâhirci-lâfızcı) yöntemiyle anlama çabamızdan kaynaklandığını düşünüyorum ve yazılarımda bu düşüncemi sık sık ifade ediyorum. Bazı çağdaş Müslüman düşünce insanları, bu sıkıntıları aşabilmek için dinî öğretiyi anlamaya çalışırken çağdaş olguları ve şartları dikkate almak gerektiğini düşünüyorlar. Onların bu fikrini ve dinî metinleri bu yönde yorumlama gayretlerini peşinen savunmacılık olarak damgalayıp aşağılamanın çağdışı olduğunu savunuyorum.
Bu yazımın da öyle damgalanabileceğini düşünerek, önce ‘savunmacılık’tan ne anlaşılması gerektiğini kısaca belirteyim.
Aşağılayıcı anlamda savunmacılık (apoloji), bir kimsenin, eziklik duygusunun etkisiyle, varacağı hükmü önceden kafasına koyup, elindeki bilgi ve belgeleri kendi peşin amacına göre eğip bükmesi ve/veya onlardan bir kısmını kasıtlı olarak görmemesi ve işine gelenleri kullanmasıdır. Oysa dürüst bir bilim ve düşünce insanı, kaynakları ve tarihsel birikimi toplu olarak görür ve hepsini vaktiyle o birikimin oluşturduğu şartlar içinde anlamaya çalışır. Nihayetinde kaynaklara ve eski şartlara dair birikimi, içinde yaşadığı çağın gerçekleri, talep ve ihtiyaçlarıyla buluşturarak en doğru anlama ulaşır.
Müslüman bilim ve düşünce insanının asli görevi, mevcut olguların kötülüğünden insanları korumanın zihinsel temellerini kurmak, bu yönündeki çabalara katkıda........
