menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Dindarlar’ neden insan hakları savunucusu olamadılar?

37 1
21.01.2026

Önce bir hatırlatma: Bir insan, bizzat beyan etmedikçe, konuşmasından, yazısından mefhum-ı muhalif çıkarılamaz. Mesela adam “Türk milleti çalışkandır” dediyse (pek öyle değil ya!), “Diğer milletler tembel” demek istediği söylenemez. Şu halde “Müslüman dünyanın insan hakları konusunda sorunları var” dediğimizde, bundan, Müslüman olmayan toplumlarda insan hakları sorunlarının bulunmadığını iddia ettiğimiz sonucunu çıkarmak mantıken yanlış, ahlâken haksızlık olur. [Bu konuda Gazze soykırımı turnusol işlevi gördü.] Yazımı, bunu aklınızda tutarak okuyun lütfen.

***

Bir aydan fazla bir zaman önce Meclis’te ana muhalefet partisinden bir milletvekili, bazı iktidar yakınlarının yüksek maaşlı kadrolara atamalarının yapıldığını belirtip, buna ilişkin örnekler vermiş; ardından da “Sınavsız, mülakatsız işe alıyorsunuz, hiç utanmıyor musunuz?” diye -üslûp yönünden çirkin- bir soru sormuştu. İktidar partisinin Grup Başkan Vekili olan bir bayan da haklı olarak bu üslubu eleştirmiş; fakat bu iddiayı yalanlamak veya böyle uygulamalar varsa makul gerekçesini söylemek yerine, “Evet utanmıyoruz; yaptığımız işten gurur duyuyoruz. Neden utanalım!” demişti.

Pek çok benzerleri gibi bu bayanın cevabı da şu sıralar gündemin baş sıralarında yer alan “dindar olan insan iyidir” yargısının toplumumuzda neden zayıfladığının cevabını veriyor ve özellikle siyaset ahlakının son yıllarda iyice dibe vurduğunu gösteriyor.

Halbuki muhtemelen bu bayan da bir zamanlar kendisine yapılan haksızlıklar yüzünden on binlerce benzerleri........

© Karar