Onu dinlerken sadece yalnızlar bilir neden ağladığımı…
Yıllardır dinlediğim halde sanki yeniden keşfediyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum ve kendimi ilahi bir huzura teslim ediyorum Roy Orbison’un “Only The Lonely” şarkısını dinlerken…
İşte gitti bebeğim,
işte gitti kalbim. Sonsuza
dek gittiler,
çok uzaktalar.
Ama sadece yalnızlar
bilir neden ağladığımı.
Sadece yalnızlar.
Henüz dijital dönemin başlamadığı zamanlarda, müziksever bir dostumuza boş kasetler götürüp Queen, The Beatles, Pink Floyd, The Rolling Stones, Led Zeppelin, Yes ve U-2 gibi efsane müzik gruplarından şarkılar doldurturduk. İşte o yıllarda Roy Obesion’un ‘Only The Lonely’, ‘In Dreams’ ve ‘Pretty Woman’ şarkılarından oluşan bir kaset de doldurmuştu arkadaşım…
Geçtiğimiz günlerde, kitaplar ve hatıralar arasına saklanmış beyaz bir sayfaya not ettiğim “Only The Lonely” şarkısının yukarıdaki sözleriyle karşılaştım. Galiba insan belli bir yaşa gelince, eski defterleri karıştırıp hatıralar denizinde yolculuk yapmayı çok seviyor.
İyi ki hayatımın en güzel yıllarında, rock’tan caza ve klasik müziğe kadar dünyanın en muhteşem sanatçılarının müziği ile tanışmışım. Yoksa bugün, müziksiz geçen yılların ardından hayıflanmaktan başka bir şey gelmezdi elimden…
Rock ‘n’ roll’un kurucu babalarından birisi olan Roy Orbison, harika bir rock müzisyeniydi. Kendine has bariton sesi, melankolik vokal tarzı ve şarkı yazma........
