menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Servet gelir ve yoksulluk siyaseti

16 0
18.02.2025

Muhalif partiler, hükümetlerin ekonomi politikalarının başarısız olduğunu ispatlamak için toplumun en fakir %5’inin yaşadıkları zorlukları vurgulamaya meyillidirler.

Bu sayede hem yoksulların hem de vicdan sahiplerinin oylarını alabileceklerini umarlar fakat nadiren başarılı olurlar.

Niçin?

Şu anda Türkiye’nin “en büyük şirketler grubuyla en yüksek borçluları” neredeyse aynı kişilerdir çünkü iktisadi gelişmeyle krediler arasında doğrusal bir ilişki vardır.

Kredi, başarılı müteşebbislere yatırım harcaması yapma yani karlılığını yani servetini artırma fırsat ve imkanı sunar.

Kredi demek, siyasilerin ağzıyla söylersek “aş demek, iş demek” hükümetin ağzıyla söylersek “üretim, istihdam, ihracat ve büyüme” demek.

Acaba muhalif partiler, yoksulların yaşadığı zorluklara değil de “kredi şartlarına odaklansa” daha fazla ilgi görebilirler mi?

Türkiye’de şu anda 500 milyar dolar civarında bir kredi ve mevduat hacmi var; 500 Milyar dolar aşağıda görüleceği gibi düşük bir seviye.

Kredilerin, hiç olmazsa GSYH kadar olması beklenir. GSYH: Bir trilyon 330 milyar dolar.

Türkiye’nin kredi hacmi, bazı akran ülkelerle karşılaştırıldığında, mevcut seviyesinin üç katına kadar çıkabilir.

Acaba şirketler aldıkları kredileri üç katına çıkarmak isterler mi?

Acaba Bankalar, kredi hacmini bu kadar artırabilirler mi?

Bu iki sorunun da kısa cevabı evettir fakat bu yazıda “öncelikle” kredi verilecek firma ve sahiplerinin servetlerinin bu kredilere teminat olabilecek yeterlilikte olup olmadığını irdeleyeceğiz.

TCMB son enflasyon raporunun 48. sayfasında “Hanehalkı Varlıklarında Değerleme Etkisi” başlıklı bir çalışma yayınladı; bu yazımızda TCMB’nin çalışması, biraz daha detaylandırılacaktır.

Hanehalkının Serveti, TCMB gibi, üç başlık altında irdelenebilir: Gayrimenkul, Finansal Varlıklar ve Yastıkaltı Altınlar.

Gayrimenkul derken konut, işyerleri ve tarım arazilerini; Finansal Varlıklar derken mevduat, hazine bono/tahvilini ve hisse senetlerini; Yastıkaltı Altınlar derken de banka hesaplarında olmayan fakat Türkiye’de olan altınları kastedeceğiz.

1)Gayrimenkul: Konut, işyeri ve tarım arazileri.

Konut: TÜİK istatistiklerine göre Türkiye’de 28 milyon hane var. TCMB istatistiklerine göre Türkiye’de konutların “ortalama” fiyatları, 100 metrekare için 102 bin altı yüz dolardır. (her türlü şerefiyeden arındırılmış, hedonik fiyatlar) Örnekler: İstanbul 5.573.600 TL, Ankara 4. 061.300 TL ve Kayseri 1.887.370 TL

Nüfus İdaresininden adedini ve TCMB verilerinden ortalama fiyatlarını bildiğimiz yaklaşık 28 milyon konutun değerinin 100 bin dolardan 2,8 Trilyon dolar ettiğini anlayabiliriz.

İşyerleri ve yazlıklar: Peki TCMB’nin hesaplara dahil etmediği ve gerçek kişilerin mülkiyetinde bulunan dükkan, ofis ve depolar ne kadar........

© Karar