Sanayici düşmanı sanayi bakanlığı
2024 yılında Dolar ,8 artarken, enflasyon D,3 arttı; bunun sonucunda, Türk Lirası 2024 yılında değer kazandı.
TL’deki bu değerlenmenin sonucunda imalatçı/ihracatçıların TL cinsinden gelirleri ,8 artarken, giderleri D,3 artmış.
Biraz daha netleştirelim: KOBİ niteliğinde bir imalatçı/ihracatçının 2023 yılı ihracatını 30 milyon dolar karşılığı bir milyar TL ve maliyetinin de 850 milyon TL olduğunu varsayalım.
Bu durumda bu firma, 2023 yılında 150 milyon TL vergi öncesi kâr elde etmiş olur.
Aynı firma, 2024 yılında da 30 milyon dolarlık ihracat yapmışsa, satış gelirleri ,8 artarak bir Milyar 198 Milyon TL’ye ve giderleri de D,3 artarak bir Milyar 266 Milyon TL’ye yükselmiştir.
Sonuçta 2023 yılında 150 milyon TL kazanmış olan bu imalatçı/ihracatçı firma 2024 yılında 28 milyon TL zarar etmiş olur.
İmalatçı/ihracatçı firmaların çoğu 2022 ve 2023 yılında çok iyi para kazandıkları için 2024 yılını, geçmiş yılların kârlarını kullanarak atlattılar.
TCMB dahil neredeyse herkes 2025 yılında da TL’nin civarında değer kazanmasını bekliyor.
Değerli TL’den dolayı, pek çok imalatçı/ihracatçı firma 2025 yılında da kesin olarak zarar edecektir.
Nereden bakılırsa bakılsın, imalatçı/ihracatçılar için çok kötü bir dönemin henüz başındayız.
Bazı firmalar “kârsızlık” ve “finansal sıkışıklıklar”dan dolayı yeni teknolojilere yatırım yapamayacağı için mevcut üretim tesisini kapatabilir. Eğer yetenekliyse bir ithalatçıya ve/veya “re-ekport”çuya dönüşebilir ya da tamamen kapanabilir.
TL’nin değerlenmesinin yaratacağı sorunları bazı ihracatçılara teyit ettirmek için bir kaç ihracat firmasını aradım.
Neredeyse aradıklarımın hepsi rakamları ve gidişatı teyit etti fakat “bizim daha önemli ve acil sorunlarımız var” dediler ve çay içmeye davet ettiler.
Zarar etmekten ve kapanma tehlikesinden daha önemli ve daha acil ne olabilir diye merak ve hayretle onları dinledim.
HÜKÜMET SANAYCİLERDEN NE İSTİYOR?
Meğer T. C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Organize Sanayi Bölgelerindeki (OSB) en az on bin imalatçı/ihracatçıya alenen savaş ilan etmiş.
Konunun detaylarına girmeden önce daha önce bu köşede bir yıl önce yayınlanmış bir köşe yazısından bir alıntı yapalım.
“Sanayi ve Teknoloji bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır “hedefimiz; binde 3,5 olan OSB alanını %1’e çıkarmak” diyor.
Kimse tam olarak ne dediğini bilmediği için sadece alkışlıyor.
İfadeyi somutlaştıralım.
Türkiye’nin yüz ölçümünü 750 milyar metre kare varsayalım.
Hâlihazırda 2,5 milyar metre kare olan sanayi alanlarını Sayın Bakan, üç kat artırarak 7,5 milyar metre kareye yükseltmek istiyor.
Kimbilir belki de bu sayede Türkiye’yi üç kat daha fazla sanayileşmiş bir ülke yapabileceğine inanıyor.
Bugün Türkiye’de sanayi sektöründe çalışan sayısı 6,6 milyon kişidir. Çalışan sayısını da sanayi alanları gibi üç misli artırırsak rakam 19,8 milyon kişiye çıkıyor.
Peki, Türkiye’de bu kadar insan kaynağı var mı?
Cevap: Yok.
Şu anda imalat sektörünün bazı kollarında çalışanların neredeyse tamamı 40 yaş ve üzerindedir çünkü yeni nesiller imalat sektöründe çalışmak istemiyor, istemiyor ve istemiyor.
Bugün bizim imalat sanayimiz 6,6 milyon kişiyle 212 milyar dolar katma değer üretebiliyorken, Almanya 7,5 milyon çalışanıyla 750 milyar dolar katma değer üretebiliyor.
Yuvarlayarak söylersek Almanya’da bir sanayi işçisinin üretebildiği yıllık katma değer 100.000 dolar ve bir........© Karar
