Hastane önünde erik ağacı, annem ağacı
Yaklaşık 25 yıl evvel Çapa Tıp Fakültesi’nde yoğun bakımdan bir odaya alındım. Odayı paylaştığım genç hanım, bebeğini kaybetmek üzereydi. Bir ara ultrason çekimine gitti. Odada kalan refâkatçi anneanne adayı, yanıma yaklaşıp konuşmaya başladı. Sonra çantasından bir deste fotoğraf çıkardı. Uzun saçları, şık kıyâfetleri ve takılarıyla evinin muhtelif yerlerinde poz vermiş. “Saçlarım, böyle belime kadardı.” diye esef etti, hâlâ uzun ve gür saçlarını göstererek.
Gençlerin deyimiyle mal mal baktım durdum. Niye bu fotoğrafları çantasında taşıdığını, niye bana gösterdiğini sormaya mecâlim yoktu. Sonrasını bilmiyorum. Yâni anneanne olup olmadığını.
O günden bugüne hayat, çok hızlı değişti. Geçtiğimiz hafta yine hastanedeydim. Bu sefer annem hasta, ben refâkatçiyim. Bir akşam hastanenin önündeki bahçede bir refâkatçi hanımla oturuyorduk. Onun da annesi hasta. Hem de tehlikeli bir durumu var. Laf lafı açtı. Derken cep telefonunu açıp eşiyle ve çocuklarıyla çekilmiş poz poz........
© Karar
