Şahsiyetsiz olursak herkes bizi sever
Sadri Maksudi Arsal; seksen yıl önce 1945 – 1946 arasında, Tasvir Gazetesi’nde, İlmî Sohbetler köşe başlığıyla bir dizi yazı yayımlamış. Son günlerde bu makaleleri okuyorum. Arsal ’ın, seksen yıl önce yazdıklarının bugün geçerliliğini koruması, hâlâ aktüel olması hayret ve acı veriyor. Buyurun, “Siyasi Partilerin İdeolojileri: Siyasi Parti Nasıl Doğar?” başlıklı sohbete bir göz atalım. Yazının ilk cümleleri şöyle:
“Bugün memleketimizde yeni fırkalar kurmak lüzumundan çok bahis olunmakta ve hatta yeni partiler kurulmaktadır. Memleketimiz gibi demokratik bir memlekette hâkim parti haricinde yeni partilerin kurulması tabii bir hadisedir. Partilerin serbest kurulabilmesi de esastır.”
Bu satırların yazılış sebebini anlamak için yazının tarihine göz atmalıyız. Yazı 6 Aralık 1945’te yayımlanmış. Üç gün önce Eski Başbakan Celal Bayar, kurucusu olduğu CHP’den istifa etmiş. Niçin? Çünkü bu yazıdan 6 ay önce Celal Bayar, Refik Koraltan, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü siyaset tarihimizde “Dörtlü Takrir” adıyla meşhur önergelerini vermiş ve çok partili bir yapı talep etmiş. Arsal’ın yazısının yayımından iki buçuk ay önce, 21 Eylül’de, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü CHP’den ihraç edilmiş. Refik Koraltan’ın ihracı, yazıdan 9 gün önce, 27 Kasım’da. Türkiye, çok partili döneme gidiyor.
Partiler kurulmalıdır kurulmasına da bu partilerin birbirinden farkı nedir? Niçin bir parti değil de “partiler” gerekmekte? Arsal, ta başta hükmünü........
