menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kolay mı şoförlük yapmak

48 0
14.06.2026

Adam trafiği alt üst etmiş. Kullandığı kamyon hurda hâlinde ama bu zayiatın en küçük kısmı. Park hâlindeki sekiz arabaya da vurmuş. Onlar da hurdaya çıkmış. En acısı; kaldırımda dört yaralı, ambulans bekliyor, iki de ölü var.

Felaketi bir süre hayret ve üzüntü ile seyrettikten sonra şoförün yanına gidiyorsunuz, “Geçmiş olsun. Ne oldu?” diye soruyorsunuz. Nasıl bir cevap beklersiniz? Üzüntü mü? Mahcubiyet mi? Özür mü? Beklediğiniz her ne idiyse onun yerine size trafikte nasıl davranılması gerektiği ve nasıl direksiyon kullanılacağı hakkında ayrıntılı bir nutuk atıyor. Yüksek sesle ve kendinden yüzde yüz emin. Sonra ilkeler düzeyine yükseltiyor nutkunu: “Doğru yolda gitmek önemlidir. Aşırılıklardan kaçının. Aşırılar bizi felakete götürür. Sıkı sıkıya orta yola, sıratı müstakime tutununuz!” Durup bir nefes alıyor ve şöyle bağlıyor: “Ben trafik uzmanıyım!”

Şaşkınlık içinde, gözünüzü bir an şoförden ayırıp kaza mahalline tekrar bakıyorsunuz. Evet, pert olmuş araçlar, yerde kıvranan yaralılar ve iki ceset hâlâ orada.

Bu bir fantezi. Böyle bir saçmalık gerçek hayatta yaşanmaz herhâlde. Yaşanmaz, değil mi?

Bazen hayal kuruyorum. Ben ülkenin yöneticisi olmuşum. Mesela başbakanı. Diyeceksiniz ki Türkiye’de başbakan yok. Daha iyi ya. Kimse hayallerimi ciddiye alıp soruşturma falan açmaz.

Efendim, makamımda oturuyorum ve önüme gelen ortası delikli kurutma kâğıtlı defterlere yerleştirilmiş önemli evrakı imzalıyorum. Bizde evrak onaylanmaz, imzalanır. Çünkü “onay” soyuttur, “imza” somut. Onun için bizde........

© Karar