Fikir de ne, biz kişileri tartışırız
Neyi tartışıyoruz? CHP’nin gelecekteki siyasetini, muhtemel tutumunu mu? AKP veya diğer siyaset aktörlerininkini mi? Hukuk anlayışını, hukukun nasıl olduğu ve nasıl olması gerektiğini mi? Hayır hayır… Hiçbirini değil. Biz sadece ama sadece şahısları tartışıyoruz. Özellikle ve en başta üç şahsı: Erdoğan’ı, Özel’i ve Kılıçdaroğlu’nu. Kim nereye gelirse kim tekrar cumhurbaşkanı adayı olabilir; anayasayı en verimli şekilde nasıl değiştirebiliriz; kim ne yaparsa kim seçilir?..
Araya bol bol hukuk da giriyormuş gibi görünüyor ama değil. Hukuk, şahısları çıkaracak veya batıracak bir manivela gibi. Bir alet, bir maymuncuk. Tartıştığımız da tam bu. Ne yaparsak kim batar ne yaparsak kim çıkar. Hani her Ramazan’da neler orucu bozar diye tartışırız ya; 14 asırdır hâlâ öğrenememişiz gibi; hukuk da öyle bir şey. Ağız alışkanlığıyla hukuksuzluk için, “İki tarafı keskin kılıç.” falan demeyin. Tayin, terfi gücü kimin elindeyse kılıcın sadece öbür tarafı kesiyor. Yoksa kendinizi Ağrı Dağı’nın tepesindeki tüketici mahkemesi hâkimliğinde buluverirsiniz. Bu bir insan kaynakları meselesi!
Zaten dikkat edin. Biz hukuku değil hukuksuzluğu konuşuyoruz. Hatırlayın, Kılıçdaroğlu da seçilmiş genel başkanlığı sırasında “hak, hukuk, adalet” yürüyüşü yapmıştı. Ama aslındayaptığı; haksızlığı, hukuksuzluğu, adaletsizliği protesto yürüyüşüydü. Bu günlerde bu yürüyüşü tekrarlamaya niyeti olduğunu sanmıyorum. Şükür artık memleketimizde hak da hukuk da adalet de dört dörtlük.
Hayır, biz ne hukuk ne de ilke konuşuyoruz. Biz “Kim ne yaparsa kim nereye gelir?”i konuşuyoruz. Çünkü kimin nereye geleceği, elle tutulur, gözle........
