menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Deliler ülkesinde aklı ne yapacaksın!

84 0
08.09.2026

İnsan bazen söz söylemenin faydasız olduğu hissine kapılıyor. Yaşanan sorunların da bu sorunlar karşısında takınılan faydasız tutumların da hiç değişmediğini görünce ümidiniz tükeniyor.

Toplumdaki kutuplaşmanın en büyük tehlike olduğunu hiç kimseye anlatamıyorsunuz. Muktedirine de muhalifine de.

Ekonomideki, tarımdaki, eğitimdeki vs. arızaların “kullanıcı hatasından” kaynaklandığına inanmayanlar çoğunlukta. Onun yerine “dış güçler” tanrısına inanıyorlar.

Rasyonalite, kurumsal tecrübe, ehliyet, liyakat diyorsunuz. Dinleyen yok. Boş yere konuşuyorsunuz.

Hak, hukuk, adalet diye diye neredeyse kendinizi parçalıyorsunuz… Haksızlıklar, hukuksuzluklar, adaletsizlikler hiç mi hiç azalmıyor, sürekli artıyor.

İki yüzyıllık modernleşme hikayemiz geldi geldi, bugün küllerinden yeniden doğmuş bulunan feodal aidiyetlerin ve etnik milliyetçiliklerin duvarına tosladı. Bu duvarın önünde modern anayasal vatandaşlık meselesi modernite öncesinin terimleriyle -ve zihniyetiyle- tartışılıyor.

Bunlara karşı “Öyle değil, böyle” demenin hiçbir faydası da olmayacak gibi görünüyor.

Ömer Seyfettin’in “Herkesin İçtiği Su” adlı meşhur hikayesi geliyor aklınıza. Halihazırda içinde bulunduğumuz durumu daha iyi ifade edecek başka bir “mesel” yoktur herhalde.

Bu yüzden ben de eski kuşak gazete yazarlarının arada bir yazacak konu bulamadıklarında yaptıkları gibi, “bugün sütunumu Ömer Seyfettin’e bırakıyorum”:

Ling-Yu gayet akıllı, gayet ihtiyar bir imparatordu. Kavga, gürültü çıkıp mahallelerin, köylerin asayişi........

© Karar