menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milisliğin dijital dönüşümü

20 0
04.04.2026

Ocak 2021’de, yani Donald Trump destekçilerinin seçim sonucunun Kongre’de onaylanmasını durdurmak için ABD Kongre Binası’nı bastığı saldırıdan sonra, Oath Keepers adlı aşırı sağ ve hükümet karşıtı milis grubuyla, merkezi bir örgütten çok dağınık hükümet karşıtı milis ağlarının ortak adı olan Three Percenters bağlantılı sanıklar ciddi federal suçlardan mahkum edildi. SPLC’ye göre (Southern Poverty Law Center, ABD’de aşırı sağ grupları, nefret ağlarını ve milis hareketlerini izleyen bir sivil haklar kuruluşu) ise bu baskıdan sonra hareket tamamen bitmedi; daha yerel, daha dağınık ama yeniden örgütlenen bir forma dönüştü. Sokaktaki milis, sosyal medyadaki “topluluk kurucusu” oldu; kameraya uygun paramiliter estetik, yeraltına çekilen hareketin yeni vitrini haline gelmiş durumda.

Bu yeni vitrinin dikkat çekici yüzlerinden biri, Barrel and Hatchet çevresinde içerik üreten eski hava kuvvetleri mensubu Eric Roscher. Burada bir parantez açmak lazım Barrel and Hatchet doğrudan “milis” diye etiketlenen bir yapı değil. Ama çevresinde kurulan içerik dünyası, Amerikan milis hareketinin yeni ekosistemini anlatmak için çok iyi bir örnek. Çünkü videolarda tehdit dili ile ürün yerleştirme birbirine karışıyor. Önce size “uyuyan hücreler”den, yaklaşan tehlikelerden söz ediliyor; ardından sponsorlu taktik yelek beliriyor. Korku ile alışveriş aynı kareye giriyor.

Bu yüzden burada satılan şey sadece fikir değil. Aidiyet satılıyor, korku satılıyor, ekipman satılıyor. Ve hepsi birlikte, bir yaşam tarzı paketi gibi sunuluyor. Eski milis kültürü artık abonelik çağının içine taşınmış durumda. Yeni dil “katıl” demiyor; önce “izle”, sonra “beğen”, sonra “sepete ekle” diyor. İdeoloji geri planda değil, ama yaşam tarzı ambalajının içine çok daha ustaca gömülmüş durumda.

NORMALLEŞMİŞ PROPAGANDA

Amerikan aşırı sağı bir süredir çok önemli bir şey öğrendi: İnsanlara doğrudan ideoloji satmak zor. Ama estetik, aidiyet ve hazırlık hissi satmak çok daha kolay. Hele bir de bunu ağır çekim atış videoları, “erkeksi” sweatshirt’ler, pahalı kamuflajlar ve özel kuvvet estetiğiyle birleştirirseniz, ortaya artık klasik anlamda propaganda çıkmıyor. Daha tehlikeli bir şey çıkıyor: normalleşmiş propaganda.

İnternette buna bazen “tacticool” deniyor. Taktik ekipmanın işlevinden çok, kamerada ne kadar havalı durduğuyla ilgili bir dünya bu. Silah burada sadece silah değil; görüntü. Kamuflaj sadece örtünme değil; kimlik. Ekipman sadece malzeme değil; aidiyet rozeti. İzleyici kendini paramiliter bir hareketin kenarında değil, “hazır”, “güçlü”, “kabile içinde” hissettiği bir topluluğun parçası gibi görüyor.

İşte bugünün asıl meselesi de bu. Eski milis kültürü marjinaldi; yeni versiyonu ise algoritmaya uyumlu. Bir başka deyişle, aşırılık artık sadece öfkeyle değil, estetikle de çalışıyor.

Daha da ilginci, bu yeni çevre kendini artık “milis” diye pazarlamıyor. Birçok yapı artık kendine açık açık milis demiyor; onun yerine ‘topluluk’, ‘kabile’, ‘hazırlıklı vatandaşlar’ veya ‘sivil koruma grubu’ gibi daha masum görünen kavramların arkasına saklanıyor.

Ama burada sahne ile gerçeklik arasında ciddi bir fark var. Çünkü gerçekten afet yardımı örgütleyen yapılarla, paramiliter hazırlık yapan yapılar arasındaki ayrım görünürde değil, eğitimde ortaya çıkar. Afet yardımı yapan biri tahliye planı, enkaz kaldırma, lojistik koordinasyon, ilk yardım ve sivil savunma çalışır. Paramiliter yapı ise silah, taktik düzen, çevre güvenliği, pusu mantığı ve savaşçı formu korur. Bugün gördüğümüz şey çoğu zaman birincinin diliyle ikincinin pratiğini birleştirmek.

Yani “yardım” burada her zaman yardım anlamına gelmiyor. Bazen halkla ilişkiler anlamına geliyor. Birçok grup artık kendine meşruiyet üretmek için tam da bu maskelemeyi kullanıyor. Polisle, yerel yöneticilerle, muhafazakar........

© Karar