menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Almanya başkentinden ilk izlenimlerim

351 0
previous day

İkinci Dünya Savaşı’nın etkilerinin insanlar üzerinde hâlâ fark edildiği 1970 yılında, genç bir öğrenci olarak Berlin’e de uğramıştım.

İki farklı ideolojinin ülkenin iki yarısında hüküm sürdüğü bölünmüş Almanya’nın eski başkenti Berlin’e…

Aradan yarım asırdan fazla zaman geçti. O yıllarda Avrupa’da en çok yolumun düştüğü, ortak sorunları aydınlarıyla tartışma imkanı bulduğum ülke oldu Almanya.

Bu arada, ‘hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği’ sanılan bir hülya da gerçekleşti: İki Almanya birleşti. Berlin artık yeniden ülkenin başkenti.

Almanya güçlü ekonomisi ile Avrupa’nın en önemli ülkesi sayılıyor. Ancak ülkeyi yönetenler sorunlarla baş etmekte zorlanıyor ve bu da Almanya’da beklenmeyen gelişmelere yol açıyor.

Sosyal Demokratlar ile Hıristiyan Demokratların halk desteğinin dibe vurduğu siyaset ortamında, birkaç yıl öncesine kadar ‘marjinal’ gözüyle bakılan ‘aşırı sağ’ AfD -Alternative für Deutschland -Türkçesi Almanya için Alternatif- yükseliyor.

En son - Ekim 2026 - kamuoyu araştırmasında, Hıristiyan Demokrat değişik fraksiyonların ittifakı olan CDU/CSU ve Sosyal Demokrat SPD  düzeyinde görünürken, AfD ' alabilecek duruma geldi.

Ülkedeki eşitsizliklerden besleniyor AfD; göçmen karşıtlığından da... Ülkenin tartışma gündemini de çoktandır AfD belirliyor.

AfD’nin Generation Deutschland adlı gençlik örgütü, milyonlarca göçmenin Almanya’dan gönderilmesini savunan sert bir kampanya yürütüyor. Örgütün başkanı Jean-Pascal Hohn, Almanya’nın Almanların ülkesi olarak kalması gerektiğini söyleyerek kitlesel dönüş çağrısında bulundu.

Berlin’de kendimi bu tartışmanın ortasında........

© Karar