Keşke Türkiye Riyad’daki o masaya hiç oturmasaydı…
Önceki gün İran’a Hürmüz Boğazı’nı açması için 48 saat mühlet veren, aksi halde elektrik santrallerini vurmakla tehdit eden ve bunun ‘çok iyi sonuç vereceğini’ ileri süren ABD’nin haydut başkanı Trump, dün yine tehditten pazarlığa, pazarlıktan geri adıma savruldu… Son 2 gündür ABD ve İran heyetleri arasında “Orda Doğu’daki gerilimin tamamen çözülmesi konusunda derinlemesine ve yapıcı” görüşmeler yapıldığını öne sürerek “Savaş Bakanlığı’na İran’ın enerji santralleri ve altyapısına yönelik tüm askeri saldırıları 5 gün süreyle ertelenmesi” talimatı verdiğini açıkladı.
İran Dışişleri Bakanlığı, Trump’ın bu iddiasını anında “Washington yönetimiyle hiçbir müzakerenin olmadı ve şu anda da yok” diyerek kesin bir dille yalanladı ve “mevcut askeri stratejilerine sadık kalacaklarını” açıkladı.
Nitekim ben bu satırları yazarken Trump kameraların karşısına geçti ve İran yönetimi tarafından tekzip edilmemesine hiç aldırış etmeden “müzakere masası” iddiasını devam ettirerek “İran’la önceki gece çok çok güçlü görüşmeler yaptık, önemli noktalarda uzlaştık, hatta neredeyse tüm konularda uzlaştık” açıklaması yaptı, ardından da “İran’la anlaşabileceğini, İsrail’in de bundan memnun olacağını” söyledi.
Trump’ın iddiasına göre İran ABD’yi aramış anlaşma yapmak istiyormuş!
İran Dışişleri Bakanlığı “Tahran-Washington görüşmelerini” bir kez daha sert ve net bir dille yalanladı, İran’ın ABD ile her türlü müzakereyi reddeden tutumunda ısrarcı” olduğunu duyurdu.
Bugün tuhaf bir gün (dün) bakalım gün nasıl bitecek, gece neler yaşanacak?
Kaldı ki İran ABD’nin ‘müzakere masası’ iddiasını yalanlasa ne olur, yalanlamasa ne olur? Trump’ın ağzından çıkan hiçbir sözün ne gerçek bir değerinin ne siyasal bir inandırıcılığının ne de diplomatik bir bağlayıcılığının olmadığını artık bütün dünya biliyor.
Trump, İsrail ile birlikte İran’a saldırmadan üç gün önce “diplomasiden yanayım” açıklaması yapmamış mıydı? Dahası, ortada “derinlemesine ve yapıcı” görüşmelerin gerçekleştiği gerçek bir müzakere masası da vardı. ABD ve İran heyetleri dördüncü kez bir araya gelmek için el sıkışmışken ve ülkelerine varmadan Trump, Netanyahu’yla birlikte İran’a saldırdı. Dolayısıyla o masayı da fiilen........
