menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bakan Gürlek’in babası da üzülmesin İmamoğlu’nun babası da…

77 0
20.03.2026

Yargının korunaklı duvarlarının arkasından siyasetin sert ve korunaksız sahasına geçiş yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adem Metan’a verdiği mülakatta ‘aile’, ‘çoluk çocuk’, ‘sosyal çevre’ hatırlatması yaparak yargı mensuplarının siyasetçiler tarafından hedef gösterilmesini yanlış bulduğunu söylüyor, diyor ki:

“Hepimizin ailesi, çoluk çocuğu, sosyal bir çevremiz var. İsim vererek eleştirmek, işte meydanlarda yuhalatmak, bu bence yanlış. Çünkü neden? Bizim de çocuğumuz var. 11 yaşında çocuğumuz var, okula gidiyor şimdi. Yargıda bir ismin ön plana çıkması doğru olmaz, ailemiz var. Akın Gürlek deyince herkes şöyle bir bakıyor.”

Kendi ailesinden aktardığı anekdotla, hedef gösterilmenin sadece kişiyi değil, onun ailesini ve sosyal çevresini de yaraladığını söylüyor:

“Yani babam bir defa aramıştı, işte camiye gitmiş, oradakiler demiş işte senin oğlan şöyle böyle falan. İnsan etkileniyor. Yani ben etkilenmiyorum çok şükür ama sonuçta mutlaka herkesin bir ailesi var, bunlar etkileniyor. Bunlar bence hoş değil.”

Bu sözlerin tamamı doğru. Baştan sona, sondan başa doğrudur. Gerçekten de kim olursa olsun hiç kimse itibar suikastına maruz kalmamalıdır

Bu sözlerin tamamı doğrudur. Baştan sona, sondan başa doğrudur. Evet, yargı mensupları da aynı zamanda hepsi insan evladı, hepsinin ailesi var, hepsi aynı zamanda bir anne babanın evladı, bir kadının kocası, bir adamın karısı, çocuklarının babası, annesi, aynı zamanda dayı, amca, hala, teyze… Herkesin bir sosyal çevresi var, arkadaşları, dostları, iş arkadaşları, komşusu var. Anneleri babaları bir mahallede yaşıyor, camiye gidiyor, markete gidiyor, bakkala gidiyor, insan içine çıkıyor. Çocukları okula gidiyor, sınıf arkadaşları var, öğretmenleri var.

Miting meydanlarında yuhalatılmaları, televizyon programlarında onurlarının zedelenmesi, gazete manşetlerinde medeni ölü haline getirilmeleri, şeytanlaştırılmaları, düşmanlaştırılmaları, bel altı ahlaki saldırıların hedefi haline getirilmeleri ahlaki, vicdani, insani değil.

Hâkimlerin verdikleri kararlar ve savcıların düzenledikleri iddianameler, hukuka uygunluk bakımından en sert şekilde eleştirilebilir; ancak bu eleştiri, özel hayatın teşhirine, toplumsal linçe, yuhalatmaya, düşmanlaştırmaya, şeytanlaştırmaya ya da kişiyi ailesi ve yakın çevresi üzerinden incitecek hedef göstermelere dönüşmemelidir.

Doğru olanı da budur.

Bakan Gürlek sözlerinde, siteminde, itirazında sonuna kadar haklıdır, sözleri doğrudur; ama eksiktir. Sadece yargı mensuplarının mı ailesi var?

Haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde, iktidar medyasının manşetleriyle alınlarına peşinen........

© Karar