menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Amerika'nın medeniyet intiharı

12 1
22.12.2025

STOCKHOLM – Bu ayın başlarında Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, Trump yönetiminin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi'ni (NSS) " büyük ölçüde bizim vizyonumuzla uyumlu" olarak nitelendirerek kısa ve öz bir şekilde tanımladı. Nitekim haklı. NSS, Rusya'nın giderek otoriterleşen iç politikası ya da Ukrayna'ya karşı açık askeri saldırganlığı konusunda en ufak bir eleştiri bile içermiyor. Bunun yerine, Amerika'nın uzun süredir demokratik dostu ve müttefiki olan Avrupa'yı özel bir şekilde hedef alıyor.

Doğru, Trump’ın ilk başkanlık döneminde 2017’de yayımlanan NSS’de ulusal egemenliğin her şeyin önünde geldiğine dair çokça vurgu vardı. Ancak bu belge yine de Amerika’nın müttefiklerinin değerini kabul ediyor ve “ABD ile Avrupa’nın Rusya’nın yıkıcı faaliyetlerine ve saldırganlığına karşı birlikte çalışacağını” belirtiyordu. Ayrıca bu yaklaşım, Çin’in büyük bir tehdit olarak öne çıktığı daha geniş bir “büyük güç rekabeti” stratejisinin parçasıydı.

O zamandan beri Rusya, Ukrayna'ya tam ölçekli bir işgal başlattı ve Çin'in önemi daha da arttı. Buna rağmen Trump’ın ikinci yönetimi Rusya’ya boyun eğiyor, Avrupalıları eleştiriyor ve Çin’den gelen tehdidi yalnızca ekonomik terimlerle tanımlıyor. Görünüşe bakılırsa büyük güç rekabeti, yerini büyük güçler arası bir dostluğa bırakmış durumda. ABD artık, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile işbirliği yaparak ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile "G2" kurarak elde edilebileceği varsayılan "istikrar" ile daha çok ilgilendiğini söylüyor. Buradaki üstü kapalı mesaj, büyük güçlerin benzer şekilde düşündüğüdür. Her biri kendi........

© Karar