NEPAL’de Kedileri Öldüren Cellat
Evliya Çelebi Seyahatname’de “Seyahat, önce seni sözsüz bırakır sonra ise iyi bir hikâye anlatıcısına dönüştürür.” diyor.
Bir haftalık Uzakdoğu seyahatimde gezip, görüp, dinlediklerim bende bir hikayeye dönüştü. Nepal’in bende hikayeye dönüşen halini sizlerle hasbıhal etmek isterim.
Nepal deyince akıllara ne gelir, Nepal’in sizdeki hikayesi nedir, bilemem.
Tanpınar, “Beş Şehir”de Konya için “Bozkırın tam çocuğudur.” diyor. Topraklarının dörtte biri dağlarla çevrili Nepal için de “Dağların tam çoçuğudur” diyebiliriz. Nepal’i gezip gördükten sonra bende oluşan portresi; tanrıların, hanedanların, tapınakların ve dağların ülkesi olarak belirdi.
Hava sahasına girdiğimizde Himalaya dağlarının, bulutları delip göğe yükselen bembeyaz ihtişamı içinde Nepal’e bakıyoruz. Nepal; dağların bağrına basıp, koruyup kolladığı kendi ve yıllarca kendi ayakları üzerinde durma mücadelesi veren bir küçük ülke.
Nepal, Sanskritçe’de Himalayaların kalbindeki ülke, dağın eteğindeki mesken, sığır çobanlarının memleketi veya dağların anlamlarına geliyor.
Ülke, dünyanın en kalabalık nüfusa sahip Hindistan ve Çin arasına sıkışmış. Himalaya dağlarına sırtını yaslamasa Himalaya dağlarından destek almasa iki dünya devi arasında Nepal, şimdiye dek çoktan tuzla buz olmuştu. Himalayalardan aldığı destekle insan yutan iki deve karşı ayakta durabiliyor.
Malla Hanedanı 1201'den 1779'a kadar Nepal'deki Katmandu Vadisi'nin yönetici hanedanıydı. Yüze yakın kral ve onlardan kalma yüzlerce saray ve tapınak. 1769’da Malla Hanedanı yerini Gurkalarlara bırakır ve Gurkalar devlet kurar.
Gurkalar, 1814 - 1816 yılları arasında savaştıkları İngiliz Hindistan’ına yenilirler. Yenilgi sonrası Nepal, Britanya’ya asker sağlama karşılığında iç işlerinde serbest dış işlerinde 150 yıl İngiltere’nin himayesinde kalır. Dönemin güneş batmayan Britanya Krallığı Nepal’den aldığı ve Gurka adını verdiği askerleri Birinci Dünya Savaşı’nda başta Çanakkale olmak üzere birçok cephede Osmanlılara karşı savaştırmış. Mehmet Akif’in “Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ” dediği insanların bazıları.
Nepal; uzun yıllar monarşik yönetim, demokratik arayışlar, muhafazakar toplum yapısı, Maocu isyanlarla iç karışıklıkların, kavgaların, kaosun, yoksulluğun, yolsuzlukların, arayışların, karmaşanın, karışıklığın, savrulmaların, iç ve dış göçlerin ülkesi olmuş.
Halk yıllarca kralın ısrarı ve demokrat kavgacılar arasında iki arada bir derede kalmış. Her kavga, halkın devlete olan güvenini sarsmış ve halkın sırtına ağır bir ekonomik yük yüklemiş.
Nepal meclisi, 2008’de monarşik yönetime son verir ve krallık tarihe karışır. Nepal, Federal Demokratik Cumhuriyete geçiş yapar. Nepal’in tarihindeki bu köklü değişim, ülkeye toplumsal, siyasi ve ekonomik huzur getirmediği gibi ülkedeki istikrarsızlığı bilakis daha da derinleştirir: On yedi yılda on dört hükümet.
Partiler arası çekişme, devlet kurumlarının yıpranması. Depremler. Yolsuzluklar. Siyasi kavgalar. Maocuların kırsal kesimde halkı isyana teşvikleri, bölgeyi güvensiz ve........
