menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şehir karşısında Namık Kemal ve Turgut Cansever

16 0
26.01.2026

Geri kalmış ülkelerle ilerlemiş ülkeler arasındaki fark, en bariz biçimde göze önce şehirlerde çarpar. Osmanlı da aynı durumu yaşamıştı. Avrupa şehirlerini gördüklerinde önce sefirlerin gözleri kamaştı. 1700’lü yıllardan itibaren yazdıkları sefaretnamelerde bu şehirlerden hayranlıkla bahsettiler. Çünkü payitahtta o şehirlere benzer ne bir imar plânı ne ulaşım ne haberleşme ne aydınlatma ne de ısıtma imkânı vardı. Sokaklar dar, eğri büğrü, toz toprak içindeydi, şehrin temizliği ya da yangınlarıyla ilgili bir kurum yoktu… Evler ahşaptı, bir yangında tüm semt bir gecede kül oluveriyordu. Bir de bunlara kitlesel göçleri ekleyin. Örneğin Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında, 1878-1885 yılları arasında İstanbul’un nüfusu 382.376’dan 873.875’e fırlamıştı.

Böyle bir şehirde yaşayan, ama Avrupa şehirlerini gören bir Osmanlı aydını ne yapar?.. Doğal olarak o ‘medeniyet ve teknoloji’ karşısında gözleri kamaşır. Şehirlerimizdeki bugünkü yıkımı tahmin edebilirler miydi? Sanmam!.. Muhafazakârından modernistine değin Osmanlı aydınlarının çoğu Avrupa’da imal edilen ‘teknoloji’ye ve şehir modeline gıptayla baktı.

Osmanlı aydınının gelişmiş Avrupa şehirleri karşısındaki düşünce ve duygularını görmek bakımından Namık Kemal’in “İstikbal”, “İbret”, “Terakki”, “Tanzifat ve Tezyinat”, “Medeniyet”, “İnşaat-ı Umumiye”, “Ufacık Bir İbret [Londra ve Şehircilik]” gibi makaleleri çarpıcı örneklerdir.

Kemal, 1867-1870 yılları........

© Karar