menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bahçıvanla bahçe arasındaki ölümcül ilişki

20 0
19.01.2026

Bulgar yazar Georgi Gospodinov’un “Bahçıvan ve Ölüm”ü (Çev. Hasine Şen Karadeniz, Metis Yay, 2025) hayatın üç temel figürü üzerinde kurulmuştur. Bahçıvan, her ne kadar anlatıcı oğulun babası olsa da insandır, tüm insanlar… Bahçe, babanın büyük bir neşeyle baktığı, düzenlediği, ekip biçtiği bireysel bir alan gibi görünse de, aslında dünyadır. Ve ölüm, insanla dünya, bahçıvanla bahçeyi birbirinde ayıran olgu!..

Evet her insan az ya da çok, bir bahçıvandır dünya karşısında… Yaşamı boyunca ona (dünyaya/ bahçesine) bağlanır. Medeniyet dediğimiz şey de Zygmunt Bauman’ın dediği gibi bir bahçe kültürü değil midir? İnsanlar da, yaşam alanlarını -Tanrı’nın kendilerine bahşettiği bahçeleri- büyük bir neşve içinde düzenlemiyor ve güzelleştirmeye çalışmıyorlar mı ömür denilen ‘muvakkat zaman’ içinde. Romanda ölen babanın bahçeyle ilişkisini de böyle anlıyorum ben. Kaçınılmaz, mecburi, hatta karşılıklı bir ilişki.

Şöyle: Evet, insan yaşadığı yeri/ bahçesini güzelleştirirken, muhtemelen öncelikle bedensel ve ruhsal olarak kendi konforunu düşünür ama, aynı zamanda bahçe de bu durumdan yararlanır, çünkü güzelleşen, ayıklanan, arındırılan, üretken hâle getirilendir. Yaşamak için insan bahçeye, bahçe de insana muhtaç. Ama bu ‘muvakkat zaman’ın dışında, daha........

© Karar