menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ağaoğlu’nun “Âşinâ Yüzler”i arasında tekinsiz bir temaşa

19 0
27.07.2026

Samet Ağaoğlu, DP döneminin önemli şahsiyetlerinden biri. Babası Ahmet Ağaoğlu, İkinci Meşrutiyet’ten sonra Azerbaycan’dan Türkiye’ye gelmiş bir gazeteci-yazar, fikir ve siyaset adamı. Atatürk’ün emriyle Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurucuları arasında yer almıştı. Bu partinin kuruluş ve kapatılış sürecini “Serbest Fırka Hatıraları” adlı eserinde anlattı. Kemal Tahir, “Yol Ayrımı”nda bu hatıralardan epeyce faydalanmıştır. Ahmet Ağaoğlu’nun söz konusu hatıralarını okurken, epeyce ihtiyatlı biri olduğu izlenimini edinmiştim. Serbest Fırka’nın kuruluşunun altında hep bir ‘bit yeniği’ arıyordu.

Sanırım tüm siyasî kişiliklerde olan daima ‘tedbirli davranma’, çoğu şeye ‘şüpheyle yaklaşma’ tavrı bu! Bunu neden vurguluyorum? Çünkü hatıralarını okurken, oğul Samet Ağaoğlu’nda da yer yer benzer bir psikoloji hissettim. Siyasette galiba ‘persona’, yani kişinin iç yüzü değil de dışa karşı gösterdiği ‘maske’li yüzü öne çıkıyor. Tedbir, belki de babadan oğul Samet Ağaoğlu’na devredilen psikolojik bir miras!.. Ama bu ‘tedbir’, sanırım hatıraların ortak özelliklerinden biri. Ayrıca hatıra yazarı, başkalarıyla ilgili izlenim, yorum ve hükümlerinde hep ‘doğru’yu kaleme aldığı gibi bir yanılsama içinde oluyor. Oysa başkalarının onunla ilgili yorum ve yargıları da tam tersi olabiliyor. Örneğin Necip Fazıl’ın “Benim Gözümde Menderes”te Samet Ağaoğlu’na pek de olumlu bakmadığını hatırlıyorum.

Bütün bunları şunun için söylüyorum: Hatıralar, oldukça öznel eserlerdir, yazarın duygu ve düşüncelerine, inançlarına ve........

© Karar