menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çorbamıza düşmeyen bıyıktan bize ne

105 0
06.06.2026

Bu butlan cangılında bir bıyık tartışmamız eksikti. Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez için “iğrenç bıyıklı” deyince o da oldu.

Herkesin bıyığı kendine; CHP’ye yargı kararıyla Genel Başkan atanması hayatımızı ve geleceğimizi etkileyeceğinden hepimizi ilgilendirir ama Atakan Sönmez’in pos bıyığı kimseyi ilgilendirmez.

Benim ölçüm, Stalin’in ardından Nazım Hikmet’in yazdığı şu dizelerde saklı:

“...Taştan, tunçtan, alçıdan ve kâğıttan bıyıkları lokantalarda/ içindeydi çorbamızın.../ yok oldu bir sabah/ yok oldu çizmesi meydanlardan.../ çorbamızdan bıyığı/ odalarımızdan gözleri/ kalktı göğsümüzden baskısı binlerce ton taşın/ tuncun, alçının, kâğıdın.”

Butlan milletin ekmeğine doğrandı, çorbamıza düştü. Çorbamıza düşmedikçe el bıyığından bize ne yoksa, hem ben bıyık düşmanı değilim.

Kesik bıyık hikâyemde vaktiyle yazdığım üzere, gür bıyıklarımla 30 yıl evvel vedalaşmıştım.

Cavlak surat modaydı, bıyığa itibar yoktu, ben de zamanın ruhuna uydum.

30 yıl sonra ikbal kapısı gibi kıymete bineceğini, aranan bir özellik olacağını o günden göremedim. Menfaatini bilmeye gelince pek uzak görüşlü sayılmam zaten.

“Nerede o Stalin bıyıklarım” başlığıyla benimkilerin aziz hatırasını en son ne zaman yâd ettiğime baktım, 12 sene önceymiş.

Stalin bıyığı tabir ettikleri cinstendi. Ama ucu burkulmamış olanından, Sönmez’inki gibi pos bıyık. Hatırladıkça hâlâ burnum sızlar.

Nerede o yaman bıyıklarım, delikanlılık süsümdü, ekrana çıkmaya başlayınca stil danışmanlarının........

© Karar