Sarı baretler duyarsızlığı aştı
"Dehşet verici duyarsızlık” diye yazmıştım Salı günü, Madencilerin sesine iktidarın duyarsızlığı için… Eskişehir’den yalınayak yola çıkmışlar, baretlerini vura vura Ankara’ya ilerlemişlerdi. Duyulmamıştı sesleri Ankara’dan, iktidar cenahından… Kurtuluş Parkı’na geldiler, polis çevirdi etraflarını… Günlerce beklediler. Duyulmadı sesleri… Bir tek Ak Partili ya da MHP’li milletvekili gelmedi. Açlık grevine başladılar, kimisi bayıldı hastaneye kaldırıldı. Üzerlerine gaz sıkıldı.
Beklediler, beklediler, beklediler. Nihayet anlaşıldı ki araya giren CHP’li milletvekillerinin sayesinde İçişleri, Enerji ve Çalışma Bakanları işe müdahil oldu. İşverenle görüşüldü ve işçilerin bütün haklarının iadesi kararlaştırıldı.
Demek oluyormuş. “Duyarlılık” devreye girebilirse oluyormuş. Peki neden o güne kadar olmadı? Neden iş polise havale gedildi, neden açlık grevi görülmedi, neden ailelerin çocuklarla birlikte 23 Nisan’da Ankara’ya kadar gelip birlikte ağlayışları görülmedi?
Bütün iktidar milletvekillerinin yürek hassasiyetleri dümûra mı uğramıştı? Meclis’te iktidarın grup başkanvekillerinin yüreğine ulaşmadı mı bunca olup bitenler?
Madenciler’in Ankara’daki varlığı o kadar dramatik hale geldi ki, görmemek imkânsızlaştı. İktidarın halkla ilişkisini aşağıya çekiyordu olan bitenler… Hele o başörtülü madenci işleri, hele o çocuklar, iktidardaki tüm duyarsızlık hatlarını çökertti.
Şimdi, ben o “dehşet verici duyarsızlık” başlıklı yazımda sadece madencilere yönelik iktidar kapanışını yazmadım.
Akbelen’de ağacını, toprağını, zeytinini savunduğu için tutuklanan Esra Işık’ı da yazdım. Ankara’ya gelip sesini duyuramayan muhtar annesini de yazdım.........
