Uyuşturulmuş toplum ve uğradığı hipnoz
İktidarın muhalefeti devamlı savunmaya iten gündem yaratma taktiği işliyor. AKP iktidarından önce krizler seçim kaybettirirdi. Tencereye dokunan krizler mutlaka hükumet değiştirirdi. Şimdi neden olmuyor sorusu sanırım çoğumuzca soruluyor.
Görülmemiş krizler, hem de yıllardır bir arada yaşanırken ve halk yoksulluğa battıkça batarken baştakiler gitmiyorsa burada elbette hipnozlanmaktan bahsedebilirsiniz. Çünkü akılla izahı yoktur. Yalnız düz mantıkla bakınca da sorulacak sorular olacaktır. Sorulduğunu ve cevap arandığını kuvvetle söyleyemiyoruz. Bu da krizleri besleyen başka bir krizin varlığını gösteriyor.
ARTIK NE OLSA ŞAŞILMAZ MI?
Memleketi krizlerden krizlere sokanların başarısı 24 yıl başta kalmak değildir. Bu sonuçtur. Halkı nelere, nelerle, nasıl inandırdıkları ve süreçleri yönetiş usulleri ondan daha önemlidir. Tepe görüşten bakmak her şeyi açıklar. Kendilerince bir din merkezdedir. Tanrı adına konuşma hakkını ve hatta tekelini türlü yollarla ele geçirmişlerdir. İşte anlaşılacak bozgun sebepleri buradadır. Tanrı adına karar verenlere itiraz etmezseniz başınıza her şey gelir. Baksanıza memleketi batağa sürüklediği görülenler, rakiplerine hala çelik çomak oynatmaya devam ediyorlar.
Sözü dosdoğru ve açıklıkla söylemek için bekleyecek zamanımız kalmadı. Bugünküler, öncelikle bilenlerle çalışmayı seçmediler. Denge-denetim ve ölçü-ayar bırakmadılar. Herkesçe anlaşılır bir ifade kullanalım, arabada freni, yani kurallara uymayı kendi isteklerine bağladılar. Devamlı kazalar ve bitmez sanılan kaos buradan derinleşti.
Bizi ilgilendiren memlekettir. Onların hedefleri ve benimsedikleri yollar memleket derdini göstermiyor. Bu gidişle varacakları “sonuç”,........
