menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Olan biten kimin işi ve kime yarar?

12 14
09.01.2025

Gücü verdiklerimiz ne zaman sıkışsalar hep bekaa’dan bahsederler. Hâlbuki “bekaa” kolayına ağza alınacak söz değildir. Düşünmezler. Sıkışan kendileridir. Her şeyi tükettikten sonra sarıldıkları can simidi vatan duygusudur. Vatandaşa, “Açlığa susuzluğa bakacak halimiz yok, memleket elden gidiyor…” demek isterler. Batıran kendileri olduğu halde bu suretle hatalarını örtecek ve başta kalacaklardır.

Şimdiki iktidarımız, dinle beraber bekaa’yı tepe tepe kullandı.

Bekaa demişken bir dil parantezi açmalıyım. Siyasetçilerimizin, aydın görünenlerimizin Türkçe’ye karşı takındıkları tavır memlekete takındıkları tavra benziyor. Bilmiyorlar ve bilmek de istemiyorlar. Memlekette onları iyiye, güzele ve doğruya yöneltecek bir kültür dikkati de yok. Acınası halimizin kök sebeplerinden sayılsa yanlış olmaz.

Özgür Özel’e ve pek çok siyasiye, aydına, hatta spiker ve sunuculara hiç olmazsa iki kelimeyi hatırlatalım: Varlık ve kalıcılık anlamındaki bekaa kelimesinin k’sı frengin q’su gibi kalın söylenir. İnce k(ke) şeklinde söylerseniz “ağlamak” manasındadır. “Muhattap” şeklinde söylediğiniz kelime “odunlaşmış” demektir. Sizin demek istediğiniz tek t’li “muhâtap”tır. Muhâtabınıza hitâbınız ayrı bir derdimizdir. O konuda en kötü örnekleri veren de Cumhurbaşkanı olması hasebiyle derin bir ah’la “Maalesef!” demeden anamayacağımız Erdoğan’dır.

BİRLİĞİ DİNAMİTLEMEK

Dilden ve halden görüyoruz ki Türkiye’nin derinleşen problemi “millî birlik”in aşınmasıdır. Bekaa, hemen her şeyde olduğu gibi ne manaya geldiğini düşünmeden kullandığımız bir kavrama........

© Karar