menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gücü yeten yetene rejiminde ülke kaybeder

25 0
16.07.2026

Memlekette epeyce zamandır negatif seleksiyon çalışıyor. İyiye yer yok. Doğruyu gördüğü yerde yere yatıran bir toplum haline gelmemize ramak kaldı. Bu kadar bozulmayız desek de olanı göreceğiz. Elbette iyilerimiz çok. Gel gör ki iyiliğe alan bırakmıyoruz. İyiliği bile isteye karartan bir mekanizma göz göre göre bin türlü ayak bağı döşüyor.

Kötülüğe batanlar kendilerini gizleyerek zaman kazanmak için alan karartırlar. Olanların özü bu. Işığı hep ötekine çevirir, sütre gerisinde avlanmaya devam ederler. Avcılığın bu türü toplumun kanını hortumlar, iliğini emer. Gündemi buna göre ayarlarlar. O güç serseri mayındır. Kuralların freninden kurtulduysa, bu imkânı verdiyseniz başınıza her şey gelir.

FRENLERİ KÖKÜNDEN SÖKEN KARARLAR

İki olay var ki demokratik memleketlerde sisteme skandal ötesi bir saldırı şeklinde algılanır. Biri, Cumhurbaşkanlığı Referandumu’nda 4.5 milyon mühürsüz oyun geçerli sayılmasıdır. Hatırlayın, Yüksek Seçim Kurulu, referandum günü sandıklar kapanmadan bir açıklama yaptı. Mühürsüz oylar da geçerli sayılacak dedi. Kuralları tamamen hiçe sayarak verilmiş bir karar olduğu açıktı. YSK ancak kanunla verilen görevleri yerine getirir. Kanun, mühürsüz zarf geçersiz olur diyor. Bu kadar kesin bir hüküm. Kimse ve hiçbir kurum kanuna uyulmamasını ne söyleyebilir, ne de uygulayabilir. Fakat yüksek mahkeme bu kararı verdi ve uygulandı.

Türkiye’nin kurumları, ilgili kişileri ve bütünüyle halkı o gün kanun var yapamazsınız dese ve susmasa bugünlere gelinmezdi. Kurallı sistemimizin çatısı o gün delindi. Kanun kural tanımazlıklara karşı korunmasız hale geldik.

İkinci yıkım, yine Yüksek Seçim Kurulu eliyle geldi. Ekrem İmamoğlu 1979’da İstanbul Belediye........

© Karar