Dinden vurulan dünyanın ortasında
İçerde dışarda büyük bir yangın var. Dünya kötülerin elinde ve bakarsan çoğu dinden yürüyor. Kötüler, Trump’tan, Netenyahu’dan ibaret olsa o kadar endişelenmeye gerek yoktu. Onlar gibiler bizde, orada, burada her yerde. Diğerleri de ya vurdumduymaz, ya onlara alkış tutuyor. “Endişeliler” azdan az. “Endişe”sini sorumluluk duygusuyla birleştirerek konuşan ve hareket edenler ondan da az.
Şimdiki endişe, kötülerden ve kötü gidişten duyduğumuz derin kaygının adı. Bu manada endişeli olanın sustuğu veya susturulduğu yere gelmişsek kötünün yolu açılır. Orada mıyız? Tam öyle değilse de yakınız. İyilerin sesi cılız çıkıyor. Bunda kötülüğün kanun kural tanımazlığının baskıcı rolü büyük.
Kötünün kötülüğünü azdıran da zaten kuralsızlık.
DURUM BU KADAR KÖTÜ MÜ?
Öyle görünüyor. Ve kötümser mi olmalıyız? Elbette hayır. Bilecek ve anlayacağız. Bilen tedbirini düşünür.
Bilerek içeriyi sağlam tutanların gücü topludur. Adalet ve güven varsa belirsizliğe alan kalmaz. İçerde birlik yalnız adaletle sağlanır. Evet yalnız adaletle.. Sınır aşan sular gibi sınır tanımayan problemler her zaman olur. Bunları idare edebilen akıl birlik gücüyle kazanır.
Dünya büsbütün akılsız değil. Yalnız, değer çöküntüsü her yerde. İnsanlığın vicdanı, belki daha doğru ifadeyle ahlâkı kovuldu. Başkalarını bakar, görür ve anlarız. Fakat kendimizi anlamakla yetinemeyiz. Gerekeni yapacak bir aklı davet etmek zorundayız. Yönetenlerin dikkati başka yerlerdeyse uyaracaklar olacak. Usulünce söylemek, uyarmak aydının vazgeçilmez işidir. Sorumluluk duyanlar olacak.
Sorumluluk duyan susamaz. Mehmed Emin’in dediği doğrudur:
“Susarsam sen mâtem........
