Eskiden Trabzon Daha Güzeldi!
Yolları parke taşlı, limanı paket taşlı, Meydan'ı taş fırınlı; kışları uzun, yaylaları karlı, dağları sisli, ormanları puslu, yolları dardı. Eskiden Trabzon daha kibardı. İnsanı az, yağmuru çok; pazar günleri insanların kıymalısız, peynirlisiz günü yoktu. Yüzler güleç, insanlar yardımsever, okunan kitap sayısı çok, yazanı boldu. Denizi bereketli, balığı canlı, sahili çakıllı ve kumsalı çok, insanı toktu. Trabzon’da maça gitmeyeni yoktu.
Akşamları deniz kenarında bulunan gazinolara gidilir, iki tek atılırdı. Manolya ağacı, Trabzon hurması ve palmiye süslerdi park ve bahçeleri. Yazlık kışlık olmak üzere on sineması vardı. İstanbul’da sinemalarda hangi film oynuyorsa Trabzon'da da aynı filmler aynı hafta içinde oynardı. Kadınlar matinesini halam kaçırmazdı. Sokaklar ve yollar müze gibiydi. Chevrolet’in her çeşidine binebilirdin. Yıllara meydan okuyan tarihi liseleri ve eserleri vardı. Her türlü haksızlığa karşı insanı ayakta kalırdı.
Her şey zamanında yapılır, sıra atlanılmazdı. Fırında hiç kimse bir başkasının önüne geçmek için sızlanmazdı. Kararlara uyulur, hiç kimse "Ben yaptım, oldu!" demezdi. Her şeyin açıklanılan bir mantığı, uyulan bir kuralı vardı. Her mahallenin bir kabadayısı, uyulacak kuralları olurdu. Mahalleden olan kıza bakılmaz, laf atılmazdı. Büyük konuşunca konuşulmaz, sadece dinlenirdi. Büyüğe saygı, küçüğe sevgi vardı. Okula yürüme gidilir, uzaksa dolmuşa binilirdi.
Denize bakılır, hayal kurulurdu. Özlem ve istek sanatçı doğururdu. Resim yapanı, şiir ve kitap yazanı vardı. Engebeli ve dik yolları, güçlü duruşları, isyankâr bakışları, güzel giyeni, karar alanı, balıkçılık yapanı, top oynayanı,........
