menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BU TOPRAKLARDA SİYASET ÇOCUKLARINI YEMEKTE!

38 18
18.02.2026

Amaç saltanat olunca, babalar çocuklarını, çocuklar babalarını, kardeşler birbirlerini yiyebiliyorlardı. Bunu da “devlet için” yaptıklarında büyük bir anlamla “kutsallık kazanıyorlardı. Saltanat için, taht için “kardeş, amca katilliği” “görev” oluyor, neredeyse “sevap” sayılıyordu. Ta ki “kafes” başlayana kadar…

Kafes: Şimşirlik veya Şehzadegan Dairesi olarak adlandırılan bina, “tahta çıkması muhtemel olan şehzadelerin muhafızlar tarafından sürekli göz hapsinde tutuldukları yerdir.

Fatih Kanunnamesinden buyana saltanatın varlığını sürdürebilmesi için kardeş, amca katlini uygun görmüşlerdi. Ama geleceği asla…

Osman, amca Dündar’ı öldürerek başlattığı hanedandaki “katliam”, 17. Yüzyılın başlarında “gözaltında-kafeste” tutmaya kadar sürdü. İki yüzyılda onlarca şehzade boğduruldu. Kafes arkasına konulanlar hiçbir zaman “öldürülme korkusundan” arınarak insan gibi yaşama tutunamadılar. Hayvanlar gibi, her yaptığı gözetim altında olan şehzadeler, kardeşler-amcalar pisişik rahatsızlıklardan kurtulamadılar. ” Kimileri delirdi ya da akli dengelerini yitirdiler. Her an, her dakika “öldürülme korkusu” altında yaşadılar. Kırk yıl kafeste yaşatılan II. Süleyman bakınız ne diyor:

“Ölüm fermanım çıkmışsa söyleyin namazımı kılayım da aldığınız buyruğu öyle yerine getirin. Çocukluğumdan beri kırk yıl hapislik çektim. Hemen ölmek, her gün biraz ölmekten yeğdir. Bir can için nedir bu çektiğimiz korku!”

Osmanlı soyu, hanedan kavgalarıyla, öldürülen şehzadeler yüzünden sağlıklı “padişah adaylarına” bırakılamadı. Ne bedensel sağlıkları, ne de akli........

© Karadeniz'de sonnokta