Ulusal Egemenlik ve “Hamaset”
(Buruk bir bayram gününde daha önce yayınlanmış yazımı, önemini ve güncelliğini yitirmediği düşüncesiyle okuyucularımla tekrar paylaşmak istedim.)
Kuruluş ve Kurtuluş savaşımının ve ardı sıra gelecek olan Cumhuriyet ve Devrimler silsilesinin büyük buluşması… Kuvayı Milliye/Ulusal Güçler ruhunun ayağa kalktığı gün… Ulusal egemenliğin dost-düşman tüm dünyaya duyurulduğu gün; 23 Nisan 1923 Büyük Millet Meclisi’ nin açılış günü…
Öncelikle ulusal egemenliğin anlamlı anlamsız tartışmalarla, kısır söz düellosuyla siyasiler ve kimi akademisyenlerce bulandırıldığı gerçekliğini vurgulamak önemli diye düşünüyorum. Biçimsel ve yüzeysel bakışlar, gerçek ulus/halk egemenliğini gölgelemiş, uluslararası güçler -Emperyalizm- de kendi çıkarlarına uygun yönetimler oluşmasına hizmet etsin diye bulanıklığı sürekli köpürten tutumla halk iradesini ve yönetimini biçimlemeyi becermişlerdir.
Bir yandan uluslaşma sürecine karşı olanlar, derebeyler, ağalar, şeyhler, Hilafet ve Şeriat yanlıları ve bunları destekleyen ilgili çevreler, öte yandan bundan yararlanıp siyasi sonuç elde etmek isteyen yerli ama bir ayağı dışarıda gözü dönmüşler! İlk Meclisin iradesi ve gücü adım adım böyle kırılarak bugünlere gelindi. Elbette Meclis iradesi -yetki ve tasarrufu- budanınca 1919 Ruhu zedelendi, 1920 Meclisi haksızlığa uğradı, 1923 Cumhuriyet Devrimi ve ardından gelen arasız devrimler, aydınlanma çabaları kan yitimine uğratılarak bugünler hazırlandı.
Uzun süredir bu önemli gün anlamına uygun kutlanmak bir yana, sadece bir çocuk bayramı/çocuk şenliği biçiminde dillendirilmekte artık. 23 Nisan 1920’nin anlam ve önemi sıradanlaştırılmakta, günümüze örnek olması gereken yanı önemsenmeden daha doğrusu bu anlam ve değer unutturularak öylesine bir güne indirgenmekte. Hafta boyu çeşitli törenlerle hamaset........
