GÖNÜL KUMBARASI
Modern dünya, insanı her şeyin fiyatını bildiği ama hiçbir şeyin değerini bilmediği bir girdaba doğru sürüklüyor. Günümüz insanının en büyük yanılgılarından biri, güvenliği ve gücü yalnızca maddi varlıklarda aramasıdır. Çoğu zaman bir işimiz düştüğünde hemen bir arayışa girer, o işi en rahat kiminle çözebileceğimizi hesaplarız. Ancak menfaat ilişkisi bittiği an, o insanı da hafızamızın ve telefon rehberimizin ücra köşelerine terk ederiz.
Peki, bu durum sadece bireysel bir vefasızlık mıdır, yoksa derin bir sosyolojik dönüşümün ayak sesleri mi?
Sosyolojik bir perspektifle bakıldığında bu tablo; insanın, "insan biriktirmek" yerine “para ve menfaat biriktirmeyi" merkeze alma mantığının kölesi olduğunu gösterir. Halbuki hayat sahnesinde gerçek zenginlik, banka hesaplarındaki rakamlarda değil, ardımızda bıraktığımız samimi insan hikayelerinde gizlidir.
Sosyolojinin kurucularından Max Weber, modern toplumların en büyük alametifarikasinin “araçsal akıl" olduğunu söyler. Bu akıl biçimi, diğer insanları birer "amaç" olarak değil, kendi hedeflerimize ulaşmak için birer "araç" olarak görmemize neden olur.
Bir işimiz olduğunda birini arayıp, işimiz bittiğinde onu bir daha hiç sormamak, tam olarak bu araçsal aklın toplumu çürütmesidir. Sosyolog Zygmunt Bauman’ın "Akışkan........
