menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ERZURUM’DA HAYAL KIRIKLIĞI

1 0
latest

Yakın bir zamanda, içimde yıllardır büyüttüğüm “milli ve manevi” heyecanla ailemi yanıma alıp Erzurum’un yollarına düştüm. Niyetimiz, Dadaşların yurdunda tarihin taşlara kazınmış hafızasını yerinde görmek, o mimari ihtişamı yeniden solumaktı.

Erzurum’a varınca Ulu Cami’nin huşu uyandıran sadeliğini, Çifte Minareli Medrese’nin göğe uzanan gururunu, Yakutiye Medresesi’nin nakış gibi işlenmiş asaletini gezdik; Abdurrahman Gazi Hazretleri'nin manevi ikliminde soluklandık. Buraya kadar her şey ruhumuzu besleyen birer gurur vesilesiydi. Fakat ne zaman ki rotamız bu şehrin, bu ülkenin namusu sayılan “Aziziye ve Mecidiye” Tabyaları'na çevrildi; işte o an içimizdeki o milli ihtişam duygusu, tarifi imkânsız bir hüzne, ardından da koskoca bir hayal kırıklığına dönüştü!

Ziyaretçilerin karşısında sarsılmaz bir kale gibi duran o kesme taş duvarlar, aslında sadece birer mimari yapı değil; altı şehit kanıyla sulanmış birer vatan toprağıdır. Ancak bugün ne acıdır ki bu tabyalar doğru dürüst ne bir yönlendirici levhaya ne bir bilgilendirici panoya ne de buraya gelen nesillere o ruhu aktaracak tek bir görevliye sahip değil! Âdeta kaderine terk edilmiş, bomboş ve sessiz bir yalnızlığın pençesinde kıvranıyor.

Bir tarih öğretmeni olarak soruyorum: Yeni nesiller için âdeta bir "Milli ve Manevi Değerler Laboratuvarı" olması gereken bu yiğitler mekânı, hangi sorumsuz anlayışın rızasıyla bu hâlde tutulmaktadır?

O tabyaların koğuşları bugün bomboş, ekmek pişen fırınları tarumar! O revirler, tedavi birimleri... Savaş sırasında uzuvları iptidai aletlerle kesilen, canından can giden kahramanların acı feryatlarıyla hâlâ inlerken biz nasıl bu kadar sağır olabiliyoruz?

Yüzyıllarca koynumuzda beslediğimiz, "Millet-i Sadıka" (Sadık Millet) diye taltif ettiğimiz Ermeni çetelerinin Rus birliklerine tabyaların gizli planlarını sızdırması neticesinde uğradığımız o kanlı baskının izleri, o boğuşmaların kan lekeleri hâlâ o taş duvarların........

© Karadeniz'de sonnokta