EKRAN NEFRETİ!
Evlerin başköşesinde duran, cebimizde taşıdığımız o ışıklı ekranlar, uzun zamandır sadece görüntü ve ses yaymıyor; toplumun sinir uçlarına, adalet duygusuna ve vicdanına ağır darbeler indiriyor. Bugün sokakta, otobüste, iş yerinde dalga dalga yayılan ve adına **"ekran nefreti"** diyebileceğimiz o devasa öfke dalgası, sebepsiz yere doğmadı. Bu nefret, göz göre göre söylenen yalanlara, haksızlıkların kılıflanmasına ve toplumsal değerlerin reyting uğruna pazar tezgahına çıkarılmasına karşı gösterilen insani bir reflekstir.
Ekranları parsellemiş her partiden siyasi temsilciler, sporcular ve ne hikmetse her konuda uzman olan "kadrolu yorumcular", toplumun gerçekliğinden tamamen kopmuş durumda. Ülkenin dağları, madenleri, nehirleri, yani topyekûn geleceği talan edilirken; bunu bir "ekonomik başarı" gibi sunabilecek kadar vicdanını kapatanlar, toplumdaki adaletsizlik hissini körüklüyor.
Daha da acısı, bu iklimin topluma........
