CUMHURİYETİ BÖYLE Mİ KORUYACAKSINIZ?
Siyaset, sadece rakibe karşı söylenmiş süslü cümleler bütünü değildir; siyaset, her şeyden önce bir tutarlılık ve ahlak zeminidir.
Bugün ana muhalefetin içine düştüğü en büyük tuzak, "hukuksuz" ilan ettiği yapıların içinde yer alarak o hukuksuzluğu bizzat meşrulaştırmasıdır. Bu durum, "Müslümanım ama peygambere inanmıyorum" demek kadar absürt, temelsiz ve geçersiz bir iddiadır.
Meydanlarda iktidarın her adımının hukuksuz olduğunu, anayasanın çiğnendiğini haykıracaksınız; ancak hemen ardından, yine hukuksuz olduğunu iddia ettiğiniz "süreç komisyonlarına" tıpış tıpış üye vereceksiniz.
Cumhuriyeti böyle mi koruyacaksınız! Bu neyin nesidir?
Komisyona üye verdiğiniz an, o yapının meşruiyetini tanımış, dolayısıyla geçmişteki tüm hukuksuzluk iddialarınızı kendi elinizle çöpe atmış olursunuz.
Millete "hukuku savunuyoruz" deyip, hukuk dışı düzenlemelerin raporlarına imza atmak, millete açıkça yalan söylemek değilse nedir?
Siyasi ikbal ve üç-beş fazla oy hesabı uğruna atılan imzalar, sadece kağıt üzerinde kalmaz; o imzalar bu vatanın harcına, şehitlerin dökülen kanına dokunur. "Biz İmralı’ya gitmedik" diyerek kendinizi kandırabilirsiniz ancak o komisyon raporlarının altına firesiz imza atarken, aslında kimlerin değirmenine su taşıdığınızı bu aziz millet görüyor.
Gecenin karanlığında kahpe kurşunlarla bedenleri delik deşik edilen Aybüke öğretmen ile yaşlı babasının ve binlerce vatan evladı ile, evladını toprağa veren şehit........
