Cezaevinden sonra habere devam etmek: Kimse tutuklanmayı istemez
Aylarca tutuklu kalan beş gazeteci; yargı baskısını, sansürü, ekonomik güvencesizliği ve bütün bunlara rağmen neden yazmayı sürdürdüklerini anlattı.
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, gazeteciliğe 2008 yılında başladı. İlk yıllarında üniversitelerde mücadele eden gençlerin yaşamlarına ilişkin haberler hazırladı; daha sonra Kürtlerin hikâyelerine ve bölgede yaşanan hak ihlallerine yöneldi.
Dicle MüftüoğluGazeteciliğin kendisi için neden vazgeçilmez hâle geldiğini anlatırken 2012’de Şırnak’ta geçirdiği trafik kazasını hatırlattı.
Boynu kırılan Müftüoğlu’nun bulunduğu hastanede beyin cerrahı yoktu; sevk edileceği Diyarbakır’daki hastane ise dört saat uzaklıktaydı. Müftüoğlu, yaşam mücadelesi verdiği sırada bile içinde bulunduğu koşulların haberleştirilmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi:
“O haldeyken bile bunun haberini yazmak gerektiğini düşündüm. Çünkü insanlar bütün bu koşullara rağmen hayatlarına devam ediyordu. Hayatımın kritik dönemleri gazeteciliğe olan bağlılığımı daha da güçlendirdi; ölümden döndüm ama hiç geri çekilmedim.”
Ancak Müftüoğlu’nun haberleştirdiği hak ihlalleri kadar kendi yaşadıkları da daha sonra bir basın özgürlüğü dosyasına dönüştü. Mezopotamya Ajansı editörlüğü ve DFG’deki faaliyetleri suçlama konusu yapılan Müftüoğlu, 306 gün tutuklu kaldı. Şubat 2024’te tahliye edildi, Ekim 2024’te ise üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraat etti. Müftüoğlu’na göre bir gazetecinin sonunda beraat etmesi, aylarca süren tutukluluğun yarattığı zararı ortadan kaldırmıyor. Dahası, gazetecilere yönelik baskı görünür olmadığı sürece toplum bu baskının kapsamını da anlayamıyor:
“Bizim yaşadıklarımızın görünür kılınmasına ihtiyacımız var. Gazeteciler bir meseleyi gündeme getirmediği sürece o mesele görünür olmayacak. Gazeteciler ve aydınlar bunu aşarsa yaşananlar gençlerin de gündemine girecektir.”
“KÜRTÇE HABERLER NEDEN DAHA AZ GÖRÜLÜYOR”
Müftüoğlu’nun sözünü ettiği görünmezlik, Ajansa Welat muhabiri Nedim Oruç’un meslek yaşamında dil üzerinden karşısına çıkıyor. Mesleği sahada öğrenen Oruç, haberlerini Kürtçe yazıyor. Ancak aynı haberin Kürtçe yayımlandığında ve Türkçeye çevrildiğinde gördüğü ilginin değiştiğini anlatıyor:
“Haberlerimi Kürtçe yazıyorum ancak bu haberler çok fazla görünür olmuyor. Bazen aynı haber daha fazla insana ulaşsın diye Türkçesini de yazıyorduk. Haber ancak o zaman gündem oluyordu.”
Nedim OruçOruç, gazeteciliğe 2013 yılında Şırnak’ta başladı ve 2015’ten sonra Silopi’de çalışmayı sürdürdü. “Örgüt propagandası” suçlamasıyla tutuklanarak beş buçuk ay cezaevinde kaldı; yargılama sonunda beraat etti. Çalıştığı Dicle Haber Ajansı ise 2016’da çıkarılan kanun hükmünde kararnameyle kapatıldı. Aradan geçen yıllarda Oruç’un karşılaştığı tablo değişmedi. Ocak 2026’da Cizre’de haber takibi yaparken yeniden gözaltına alındı ve tutuklandı. İlk duruşmada, olay yerinde mesleğini yaptığını gösteren görüntülere rağmen polis fezlekesinde eyleme katılmış gibi gösterildiğini söyledi. Yaklaşık üç ay sonra, 24 Nisan’da tahliye edildi. Oruç, bu deneyimler nedeniyle gazetecinin sahaya her çıktığında yalnızca haberini değil, özgürlüğünü de düşünmek zorunda kaldığını belirtiyor:
“Gözaltına........
