Elimizde kalanlar
Zira, uçabilen ilk makineler icat edilmemiş, bu uçaklar ve sonraki versiyonlarıyla uçuş deneyimleri elde edilmemiş, kazalar olup insanlar ölmemiş olsaydı, bugünkü uçak endüstrisi ve uçuş güvenliği bu denli gelişmiş olmayacaktı. Pek çok örnekle genişletebilecekken, kısaca, bugün bildiğimiz ve kullandığımız, yaşamımızın parçası olan her şeyin buna benzer bir evrim geçirdiğini kolayca söyleyebiliriz.
Gezegendeki tüm canlıların, burada hayatta kalabilmek için, içinde bulundukları koşullara doğdukları andan itibaren ayak uydurmak mecburiyetinde oldukları bir gerçektir. Gözlem ve taklit yoluyla ilk temelleri atılan bu ayak uydurma, zamanla canlıların kendilerinin yaşadıkları ve öznesi oldukları birebir deneyimlerle gelişmektedir. Ancak, insan dışındaki hemen hemen hiçbir canlı; gözlem, taklit ve deneyimleri neticesinde öğrendiklerini yeni stratejiler ve planlar yapmak için kullanamamaktadır. Bazı hayvanların tek ve grup halinde avlanırken gerçekleştirdikleri ve birbirinin tekrarı gibi olan strateji ve planlardan bahsetmiyorum elbette. İnsan, içinde bulunduğu her; an, olay, durum ve şartlar ile bunların sonuçlarından çıkarımlarda bulunup bunları önceki bilgileriyle birleştirebilecek zeka giziline sahiptir. Bugünkü dünya da bu zekanın şu ana kadar keşfedilebilmiş olan gizilinin bir kanıtıdır.
Doğadaki diğer canlılardan; güvenlik, beslenme ve ulaşım gibi amaçlar için kullanmak üzere kendisinin işine yarayacak olanları seçip bunları eğitmeyi ve onlara hükmetmeyi becerebilmek gerçekten de bir başarıdır. Dünya üzerinde, insan dışında başka hiçbir canlı yoktur ki kendinden başka bir türü eğitip kendi yaşamsal ihtiyaçları için kullanabiliyor olsun. Geçmiş yüz hatta bin yıllarda, doğa ile bağı daha güçlü ve derin olan insan, kendisi de dahil onu oluşturan tüm parçaları anlamak için hem düşünsel hem de eylemsel derin çabalar yürütmüştür. İnsan; soğuktan, sıcaktan, fırtınadan, diğer canlılardan korunmak; yanındaki canlıları, mahsulünü koruyabilmek ve saklayabilmek için mağara gibi bir doğal olanağı kullanmıştır. Ancak bu mağaralar zamanla yerini, insanın doğadaki imkanları veya bunları kullanarak icat ettiği malzemelerden inşa ettiği; dam, ahır, çadır, ev ile bugünkü yüksek ve teknolojik yapılara bırakmıştır. Bugün ise bir insanın yaşamını, bildiğimiz tipteki bir; ev, bina veya yapı dışında bir yerde sürdürmeyi istemesi ya da tercih etmesi, kimi zaman “bohem bir hayat” kimi zaman da imkansızlıklar sonucunda yapılmış zorunlu bir tercih olarak bile algılanmaktadır.
İnsanlığın yaşadığı her bir çağ, bu çağları başlatan ve sonlandıran her bir önemli; ekonomik, siyasi, sosyal ve kültüre gelişme çoğu zaman, ortaya çıktığı........
