İlkel Medenilik mi, Modern İlkellik mi?
BURSA yolculuğundaydık.
Çalıştığım radyo adına dinleyicilerin katılımıyla bir gezi tertip etmiştim. İlk başta her şey yolundaydı. Herkes vaktinden evvel geldi. Yerleşim planında bir problem yaşanmadı. Yalova’dan sonra yokuş çıkarken otobüsümüz aniden durdu. Misafirlerimiz inerek yolun kenarındaki ağaçların altlarına dağıldılar.
Tamir için usta beklerken bende aralarına girdiğimde bilgeliğini bildiğim ihsanı bol olan bir ağabey etrafında olanlarla derin bir sohbete başlamıştı bile.
“MODERN medenilik lazım değil bize. Bizler ilkel medenilerin torunlarıyız” dediğinde kafam karışmıştı. Telaşe içindeydim. Ustanın hızlıca gelip sorunu gidermesi için telefonla baskı uyguluyordum. Diğer yandan gelen sorulara makul cevaplar geliştirmeye çalışıyordum. Bir de bu cümle üstüne gelince arı sepetinden farksız olan başım fena halde dumanlanmıştı.
DÜŞÜNMÜŞTÜM üzerinde tabii…
Geçen gün Üsküdar Üniversitesi radyosu Radyo Üsküdar’da hafta içi her gün yaptığım “Heybe” programı için eskilerden ambarımda ne kaldı diye orayı burayı karıştırırken bu not gözüme ilişti.
Bir kere daha aynı güne gittim…
Aldığım notun altına yazdığım o güne mahsus düşüncelerimle yeniden karşılaştım.
Bu tarz sürprizleri seviyorum. İnsan geçen zaman aralığına göre değişen, dönüşen ve gelişen fikirlerini kıyaslama imkânı buluyor.
İçinden hem bir nostaljik burukluk hasıl oluyor hem de üzerine yeni şeyler koyabilmişsen seviniyorsun.
“İLKEL Medenilik” ilk bakışta tenakuz gibi duruyor. Birbirini yalanlayan veya yanlışlayan iki kelime…
Modern........
