Hazır Kavramlarla Yaşamak
ÜSKÜDAR’DA bir iş hanının altında kunduracılık yapıyordu. Küçüklüğünden beri ayakkabıya dair bütün alanlarda bulunmuştu. Eli mahirdi. Pratikti.
Bir huyu daha vardı ki, çok sevimliydi. İnsana rahatlık verirdi. Yapacağı iş ne kadar çetrefilli olursa olsun size asla bunu hissettirmez, sanki çok basit, sıradan bir iş yapıyormuş gibi davranırdı. Buradaki maksadı insanları minnet altında bırakmamaktı.
Hemen iki çay söyler oradan buradan laflarken işini süratle bitirir ve bir eski gazete kağıdına sararak kenara koyardı. Siz ne kadar oturmak isterseniz yanında kalabilirdiniz.
Ya da söz yumağı ne kadar açılırsa o kadar dururdunuz.
YILMAZ bir kişiliği vardı.
İşten güçten korkmazdı. Dostları için yorulmak diye bir şey bilmezdi. İhtiyacınız olan bir hususu sezdiğinde size fark ettirmeden temin eder ve doğal akış içerisinde kişiliğinizi rencide etmeden yanınızda durduğunu hissettirirdi.
DOSTLUK onun için hayatın en hassas ve belirgin kavramıydı.
Erinmezdi. Gerekirse dünyanın bir ucuna gider gelirdi dostları için ama bunu göze sokmadığı gibi söylemezdi de. Fark etmişseniz eğer sizin söylemenizden de hoşlanmazdı.
Bu sebeple övülmekten utanırdı. Bu gibi durumlarda tek cümlesi “Lafı bile olmaz” idi.
Yedi yirmi dört aranabilirdi.
“Haydi” dediğinizde “Nereye” diye sormazdı. Bu onun için dünyanın en ayıp ve utanılacak........
