Görmeyi Öğreniyorum
YAŞINI başını almıştı.
Emekliydi ama emek vermesi gereken hususlarda bunu yapamadığını düşünmenin pişmanlığını yaşıyor ve sıkça dile getiriyordu.
Bir arkadaşımla annesinin köyüne tatile gittiğimizde tanış olmuştuk. Uzaktan akrabalıkları varmış. Aslına bakarsan bundan kendisi de muhabbet sırasında haberdar olmuştu. Güzel bir tevafukun içine düşmüştük kısacası.
HER insanı kitap gibi görürüm.
Dikkatle okunması gereken bir kitap…
Hele yaş almış, tecrübe biriktirmiş, müşahedelerde bulunmuş, acıların çemberinden geçmiş, varlık ve yokluk derelerinden çıkmış, hasretin kıskacında yoğrulmuş, hayalleri inkıraza uğramış, vuslatı bile kederle hemdem olmuş birisiyse bu, altının çizilmesi lazım gelen, yoğunluğu bol bir kitap olarak mülahaza ederim.
Böylesini okumak hem güç hem daha fazla öğretici…
HÂLİ, tavrı bana çok sevimli görünmüş ve muhakkak altının özenle çizilerek tetkik edilmesi gereken bir kitap olduğuna kanaat getirmiştim.
Ayrıca zarafeti yüreğimi nakışladığından kendimi uzak tutamamış mahcup bir öğrenci misali dizinin dibine çöküvermiştim.
Adı Mehemmet’miş… “Mehemmet usta” diye çağırırlarmış.
Muhtemelen ailesi Muhammed olarak isimlendirmişti ama nüfus memurunun marifetiyle kafa kağıdına böyle yazılmıştı.
Maksat aynı olduğuna göre söyleniş biçimi o kadar da mühim değildi benim için. Ayrıca bu isme hürmetkar olmamak mümkün müydü?
“NASILSINIZ?” diye sorarım genellikle. Benden küçükse “Hal........
