menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aşk Dolandırıcılığı ve Kırık Kalpler

17 0
06.06.2026

GEÇEN ay biraz kendime zaman ayırayım diye düşünmüştüm. Günlük telaşelerden azade bir gün geçirmeyi planlamıştım kardeşimle. Vapurla Üsküdar’dan Eminönü’ne geçtik. Mısır çarşısı ve arka sokaklarında nefeslendik. Büyük postanenin gölgesinde dinlendik. Vaktiyle dolaştığımız sokakları derhatır ettik. Biraderimin sık uğradığı çay ocağında da bardakları birbirine ekledik.

Çok güzeldi. İkimize de iyi geldi.

O kendi ticareti için piyasaya yöneldi ben de yıllarca çıkıp indiğim Cağaloğlu yokuşuna vurdum kendimi…

BÖYLE zamanlarda hâl ve söz avına çıkarım. Bir nevi malzeme toplama eylemi yaptığım. Duvar kenarlarında durur yürüyen insanları seyre dalarım. Çoğu defa da beni şaşırtan bir hazineye rastlarım.

Emin ve hızlı adımlarla yürüyen insanları izledim. Yüzlerine odaklanmaya çalıştım. Çizgilerine dikkat kesildim. Bu eminliğe nasıl ulaştıklarına ilişkin muhayyilemi harekete geçirmeye çalıştım.

Hayatın amacı ve akıp giden temposu üzerinde düşünürken özgüveni yüksek, dik yürüyüşlü bu insanların yanı sıra bezgin olanları da gördüm. Yılgınlık yüzlerinden akıyordu. Sadece sorumluluklarının omuzlarına bıraktığı yükler değildi taşıdıkları. Tonlarca ağırlıkta stres yükü de biriktirmiş gibiydiler. Kendilerine çektikleri bu duygusal ağırlıkları yürüyüşlerini etkiliyordu. Boş gözlerle bakıyorlardı çevrelerine, bir şey görecek takatları yoktu. Çoğunun vücutları öne eğikti ve sadece mecalsiz attıkları adımlarda ayaklarını görür gibiydiler.

Dalgın olanları vardı bir de. Denizlerin diplerine dalmışlar da çıkamamış gibiydiler. Büyük şehrin dikkat dağıtan gürültüsü arasında yaşamı bir işe yaramayıp gürültüye giden insanlardı âdeta. Kendilerini kendi içlerine........

© İstiklal