EĞİTİM VAR AMA TERBİYE YOKSA…
Bugünün eğitim sistemi, bilgi veriyor ama anlam kazandırmıyor. Zihinleri dolduruyor ama kalpleri boş bırakıyor. Genç; matematik biliyor, teknoloji kullanıyor, sınav kazanıyor. Âmâ öfkesini yönetemiyor, sabretmeyi bilmiyor, merhameti tanımıyor.
Manevi değerlerle beslenmeyen bir eğitim, insan yetiştirmez; sadece beceri üretir.
Ve beceri, değerle birleşmezse tehlikeye dönüşür. Bugün gençlerin içinde büyüyen boşluk, işte bu eksikliğin sonucudur.
Ekranların karanlık yüzü
Bir çocuk düşün akşam evde oturuyor ve izlediği dizide mafya kahraman, Şiddet çözüm, güç ise korkutabilmek olarak gösteriliyor. Bu sadece bir sahne değil; zihne atılan bir tohumdur. Aynı çocuk, dijital dünyaya giriyor, Savaş oyunları, çatışma senaryoları, “öldürerek kazanma” mekanikleri, gerçek ile kurgu arasındaki çizgi zamanla siliniyor. Şiddet artık yabancı bir şey değil, alışılmış, hatta “öğrenilmiş” bir davranış haline geliyor.
Sanal dünyada denetimsiz bir nesil
Bugün gençler, sınırsız bir dijital dünyanın içinde büyüyor, ama bu dünyanın ne kapısı var ne de filtresi. Kimlerle konuşuyorlar? Ne izliyorlar? Hangi fikirlerle besleniyorlar?
Çoğu zaman bilinmiyor.
Birçok ülke bu yüzden sosyal medya kullanımına yaş sınırı getiriyor. 16 yaş altına ciddi kısıtlamalar uygulanıyor. Ama biz ne yapıyoruz? Telefon veriyoruz, internet veriyoruz, sonra da sonucu şaşkınlıkla izliyoruz.
Bu sadece teknoloji meselesi değil,
Kontrol ve sorumluluk meselesidir.
Aile, bir çocuğun ilk dünyasıdır, âmâ bugün birçok aile, çocuğun dijital dünyasından habersiz. Aynı evde yaşayan ama farklı dünyalarda kaybolan nesiller var. Anne-baba “iyi bir hayat” sunmaya çalışıyor, ama çocuğa zaman ayırıp “iyi bir yön” veremiyor.
Unutulmaması gereken gerçek şu, eğitim sadece okulda verilmez, evde başlar.
Ve aile eğitilmeden, çocuk korunamaz.
Sosyal medya duyarsız bir topluma evrildi
Bir başka tehlike de toplumsal duyarsızlık, Şiddet haberleri artık birkaç saat haber programları yapılıyor ve saatlerce konuşuluyor ama bunu önlenmesi noktasında hiçbir eyleme geçilmediğini görüyor ve sonra unutuluyor. Acılar hızla tüketiliyor. Bu da şu algıyı oluşturuyor ve sonra olaylar normalleşiyor. Oysa en büyük tehlike tam da bu,
Şiddetin sıradanlaşması.
Ebeveynler neyi görmelidir?
Mesele sadece saldırıyı yapan kişi değil, onu bu noktaya getiren sebepler ve süreçtir.
Değerden kopmuş eğitim, şiddeti meşrulaştıran medya, denetimsiz dijital dünya, İlgisiz eğitimsiz veya yetersiz aile yapısı, toplumsal duyarsızlık, hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey, bir bireyin değil, bir sistemin sonucudur.
EBEVEYNLER NEYİ ANLATMALIDIR?
Eğer sadece “faili” konuşursak hiçbir şey çözülemez, ama “sebebini” konuşursak bir şeyleri değiştirebiliriz. Gençleri suçlamak kolaydır, âmâ onları bu noktaya getiren zemini sorgulamak zordur. Gerçek çözüm, tam da oradadır, bugün yapılması gereken şey çok açık: Gençleri sadece eğitmek değil, inşa etmek. Zihinle birlikte kalbi, bilgiyle birlikte değeri, özgürlükle birlikte sorumluluğu vermekten geçer.
Aksi halde her yeni olay, şiddet ve katliam sürecinin başına dönmüş olacaktır.
