Yusuf Suresi Ne Anlatıyor
Belki de, bu surede benim anladıklarım demek daha derli toplu ve daha doğru bir saptama olacak. Zira surenin 7. Ayetinde ‘’ Bu kıssada bitip tükenmez dersler var ‘’ denilmekte!
İşte bu bitip tükenmez derslerden bizim payımıza, nasibimize düşenleri damıtarak, sağaltarak ve bir yazının kolu ve kanadı olacak bir anlatı ve dil tadına bürüyerek paylaşayım istedim.
Evvela ASIRLARDIR bu sure ve Yusuf peygamberin bitip tükenmeyecek olan bu kıssası, basit bir yüz güzelliği ve buradan nasiplenmek isteyen bir şehvet budalasının basit ihtirasına indirgenmiş olması, belki de sureye yapılacak en büyük sabotaj olsa gerek.
Elbette burada ki şehvet tuzağına, arzu, tutku ve davet tuzağına karşın verilmiş muhteşem mücadeleye şapka çıkartıyoruz. Zaten bunun aksi mümin olmakla birlikte sure ve muhteviyatına sırt dönmek demektir ki bu, Müslüman olmaya, İslam ve Kuran’a sırt dönmek demektir.
İtirazımız; salt bu zemine indirgenmiş ve bura ile sınırlandırılmış olmasıyla birlikte buranın da hak ettiği elitist vurgu ve elitist kategoriye yükseltilmemiş olmasınadır..
Gelin, sureye ismini veren ‘’ Yusuf ‘’ kavramının analizi ile başlayalım!
Yusuf: bereketlenmek, bereketlendirilmek, eklemek, artırmak ve tamamlamak anlamına gelmektedir. Zaten ne diyordu babası‘’ Allah seni seçti! Sana özel bir yetenek, feraset ve basiret vererek eşyanın ve olayların satır aralarını değil, ötelerde ki sayfaların analizini yapacak bir donanım bahşedecek, artıracak, bereketlendirecek, ekleyip tamamlayacak! Tıpkı ataların İbrahim ve İshak’a yaptığı nimet eklemesi, bereketlendirmesi ve tamamlaması gibi!
Yusuf’un tamamlanması ve Yusuf’a tabi olanların tamamlanması, bereketlendirilmesi, yüceltilmesi…
Babasına ‘’ Ey babacığım on bir gezegen, Güneş ve Ay’ın karşımda, bana derin bir saygı duyarak, benimle birlikte senkronize olduklarına tanık oldum ‘’
Güneş’in, Ay ve gezegenlerin ve yani koca bir samanyolunun sana secde etmesi demek fiziken bir baş ve boyun eğmesi değildir diye düşünüyorum. Kendisine verilecek Vahyin karşısında Güneşin ısı ve ışığını, Ay nurunu ve diğer gezegenler birbiri ile gösterdikleri uyumun gerçek kaynağına karşın takınacakları saygı, korku, ışık ve aydınlık karşısında yetersizliklerini itiraf etmekle beraber ‘’Muvahhid‘’ bir tavrın içerisine bürünecekler, denilmektedir.
Müthiş bir berekenlendirilme, onure edilme, çok yüksek bir makama terfi edilme durumu! Tıpkı İbrahim ve İshak’ın onure edilmesi gibi..!
Vahiy, vahiyle inşa edilmiş ahlak ve karakter güzelliği. Haysiyetli, şahsiyetli ve omurgalı bir duruşun, fiziki güzellikle bezelendiği bir gencin, kardeşleri tarafından bile kıskanılacağı vurgusu!
Böylesi bir kıskançlık ve hasedin şeytanlaşmayı doğuracağı ve şeytanlığın ise insan ve İslam olmanın en büyük düşmanı olduğu Yusuf, babası ve kardeşleri üzerinden ve yüksünmeden anlatan Allah’ı, hakkıyla takdir edip teslim olmaya yeter ve artar değil midir?
Yanı sıra Yakup peygamberin sarsılmaz inanç, iman, teslimiyet ve Allah’a güveni, ayrı ve başlı başına bir destan değil midir?
O, taltif edilecek, Yüksek makama getirilecek, Örneklik teşkil edecek, görevini ifa ederek muhteşem bir hikâye yazacak. Öyle ki kendisini katledecek, canına bile kastedecek olan kardeşlerine yaptıklarını bildirecek; İbrahim ve İshak’a olduğu gibi nimetin tamamlanacağı bir kişi olacağı için ölmedi, ölemez, bir yerlerde ve bir gün mutlaka buluşacağız inancı, teslimiyet ve güveni, her türlü takdire layık değil mi?
Bana düşen güzel bir sabır!
Biliyorum ve bekliyorum o muhteşem tamamlanışı, bereketlenişi, Güneş ve Ay’ın ısı ve ışığını kaybedeceği o mutlak Nur’un tezahürünü…
“İmtihan–Sabır–Tevekkül–Ahlak–Affediş
Mevzu ve muhatap bu kadar büyük olunca elde avuçta tutmak, ona bir esir ve köle muamelesi yapmak, kimin haddine! Ellerinde, devasa bir hazine olmasına rağmen bir an evvel elden çıkarma korkusu ve nihayetinde içinden çıkılamaz bir panik ve endişe dolayısıyla üç beş dirheme satmak ve ne yaptığını bile, bilememezlik…
Bin bir yemin ederek babayı aldatma ve kandırmaya çalışmak; göz ve gönlün, kalp ve aklın geriye atılması sonrası peygamber olan bir babaya bile böylesi ahmakça bir yaklaşım; Hased ve Şeytan tanım ve tehlikesinin boyutlarını daha kesif bir şekilde ortaya koymuyor mu !?
Bütün görkem ve güzelliği tevazu, ahlak ve peygamber oluşun altında haysiyetle saklamasını bile bu karakter; ‘’ Güzelce muhafaza edin zira ya bize yardımı dokunur ya da evlat ediniriz ‘’ tespit ve teşhisiyle insan sarrafına denk gelişi ve getirilişi, bitmez ve tükenmez derslerin alınacağı sahnenin başlama ve pik noktasıdır!
Bir köleden, Sultan inşa eden Allah!
Gözlerden sakınılarak büyütülen Yusuf bilgeliğin, ahlak, erdem, vefa ve kadirşinaslığın muhteşem bir örnekliğini sergilemeye başlar. Serpilmiş, göz ve gönüller kamaşıyor karakteri, ahlak ve fiziki güzelliği karşısında.
Daha fazla direnemiyor kadın ve kuşandığı fendi ve her şeyiyle tam bir teslimiyet ile sunar kendisini Yusuf’a…
Evet, ahlak abidesidir Yusuf, erdem, omurga ve şahsiyet sahibidir…
Her şeyiyle ama her şeyiyle benzersizlik Allah’a ait olması ve peygamberlerinde birer beşer olduğunu defalarca deklere eden Kuran ‘’ Bunların, beni davet ettikleri faşha karşısında zından daha fazla sevgili zira takatin son raddesindeyim dedirtir! Dedik ya KUL HU VALLAHU AHAD!
Korkunç bir servet, debdebe, makam, mevkii, sağ ve solunda kul ve köle olmuş ‘’ Yolun yolumuz, sen ne dersen o, ömrümüz ömrüne amade, öl de ölelim diyen kapı kulları ve daha sayılamayacak sayıda çok ve devasa büyüklükte ki saltanatı elinin tersiyle iten harika bir örnek!
Üstelik Zeliha gibi dillere destan bir güzellik, güç ve saltanatın sahibine hayır diyecek bir bilinç! Dünyalık tüm kazanımları kurban verecek kadar ciddi, samimi, dünya ve ahiret hesabını sağlıklı yapmış ve omurgalı bir karakterin gösterdiği ‘’ Zından, bunlardan ve beni davet ettiklerinden daha sevgili ‘’ vurgusunda ki örneklik, ölümsüz değilse nedir?
Bir kez işlenecek bir zina, düşülecek bir tek hataya karşın terk edilen saray, debdebe, şan, şöhret, makam, mevki, güç ve saltanat; günün her saati ve üstelik sayısız alanda sayısız kez işlenecek en iğreti günahların önlenmesi adına pas geçilen, ders alınmayıp heba edilen bir sure, peygamber ve örneklik… günümüzün fotoğrafını bütün çıplaklığıyla ortaya koymuyor mu ?
Nimetin tamamlanması için olgunlaşmak, gelişmek, doluluk dolgunluk seviyesine gelmek için aşılması gereken zorluklar, badireler ve imtihanlar başlar…
Gerçekten de zından ona yoldaş, sırdaş ve medrese oluverir..
Pes etmemeyi, direnmeyi, bileylenmeyi, yorgunluk ve yılgınlığın nasıl bir hataya sevk ettiğini ve bu hatanın sonrasında yeni bir inkişafın meydana gelmesiyle ahlaki zirveliğin yaşandığı zindan!
‘’ Beni Kral’ın yanında an’’
Bir an hakimiyeti, çıkışı ve kurtuluşu bir başkasına tevdi etmenin ağır sorumluluğu ve yanılgısı; Zından da kalacağı süreye, yarısına yakın eklemlenmesi ve sonrasında gelen yürek kavurucu bir ‘’EYVAH ‘’ koca bir ülkenin ve halkın teslim edileceği emin bir Yusuf inşasıdır..
Temizliğin, tertip ve düzenin, insan eğitiminin, örnekliğin, toplumun en alt katmanları ve en azılı suçluları ile yüzleşerek bir bakıma gırtlağına kadar kirlenmiş kesim ile göz göze, ten tene ve nefes nefese bir iç içeliğin yaratacağı, muhteşem YUSUF!
Bu ve böyle bir kesimi; ezilmişliği, terk edilmişliği, zulme ve adaletsizliğe uğramış bir kesimi anlamadan, tanımadan ve bir başka deyişle sorunu, sorunun kaynağından görüp çözümler üretmeden saraydan başlamak, sahici bir Yusuf ile hayli mesafeli olacaktır!
İtilmiş, aşağılanmış, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik ve zulme uğramış bir Yusuf bileyleniyor..!
Onlarla hemhal oluyor, onlar ne yiyor ise onu, ne içiyorlarsa onu içiyor; onlarla ağlayıp onlarla gülüyor ve en alt katmandan en üste haklı, huzurlu ve kendinden emin bir YUSUF yükselişi cereyan ediyor.
Herkes ama herkes eşitleniyor! Eşitlenmek için kabre girmenin gerekmediği bilinci en sert şekilde gözlere ve gönüllere nakşedilirken insan kategorize etmenin, mahkûm ve suçlu aşağılamanın. Ötekileştirmenin, dışlamanın ne denli çirkin, yanlış ve haksız olduğunu ‘’YUSUF’UN ‘’ da oralara düşebildiği vurgusu üzerinden düşmeyecek hiç kimselerin olamayacağı gerçekliği, nasıl da çarpıyor insanın surat ve bilinç dünyasına…
Diyor ya Rabbim ‘’ Bitip tükenmez ders ve ibretler var ‘’ diye
Sanırım birkaç yazı daha yazmam gerek…
