Karakazandan Kurumsal Başarıya “Gökaş Yemek”
Hasan Gökkaya’nın emekle yazdığı bir başarı hikâyesi
Bazı hayatlar okul sıralarından ziyade, alın terinin düştüğü mutfakta şekillenir. Kimi insanlar diplomalarla kariyer kurar, kimileri ise çelik kazanların buharı arasında pişerek meslek sahibi olur. İşte Hasan Gökkaya'nın hikâyesi de tam olarak böyle. Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesinden başlayan yolculuk, Kocaeli'nin sanayi mutfaklarından geçip İstanbul'un dev üretim tesislerine uzanan; sabrın, emeğin ve mesleğe duyulan sevdanın hikayesi.
Gökaş Yemek’in yükselişi
Bir otomotiv şirketi bayiliğinin genel müdürlüğünü yürüttüğüm yıllarda yollarımız Hasan Gökkaya ile kesişmişti. Her gün tesise ulaştırdığı özenle hazırlanmış sıcak yemeklerin ardından, yoğun temposunun izin verdiği kısa anlarda bir bardak çay eşliğinde sohbet ederdik. O günlerde Hasan Usta'nın yönettiği catering firması büyüme yolunda emin adımlarla ilerleyen mütevazı bir işletmeydi. Aradan geçen yıllar içinde o küçük girişim, bugün binlerce kişiye hizmet veren güçlü bir kurumsal yapıya dönüştü. Gökaş Yemek'in temellerinde büyük sermayeden önce sarsılmaz bir inanç, alın teri ve bitmek bilmeyen çalışma azmi yer alıyor. Çünkü bu başarı öyküsünün ardında dev kazanların başında bulaşık yıkayan genç bir emekçinin kurduğu hayaller var.
Bulaşık kazanlarının ardındaki büyük hayal
Hasan Gökkaya'nın eğitim hayatı sağlık sorunları nedeniyle yarım kalmış olabilir; ancak hayat ona başka bir okul hazırlamış. O okulun sınıfı mutfak, öğretmenleri ustalar, sınavları ise her gün yeniden verilen emek.1991 yılında henüz 17 yaşındayken Kocaeli Dilovası'nda bir yemek firmasında karakazan bulaşıkçısı olarak işe başladığında belki de kimse onun yıllar sonra sektörün önemli isimlerinden biri olacağını tahmin etmiyordu. İlk günler kolay geçmez. Büyük kazanların temizliği ağırdır, mesai uzundur ve genç bir insan için bu işi kabullenmek zordur. Fakat Hasan Gökkaya'nın karakterini belirleyen en önemli özellik tam da burada ortaya çıkıyor. İşini küçümsemek yerine en iyi şekilde yapmaya karar verir. Onun gözleri yıkadığı kazanlardan çok sürekli mutfağın içinde dolaşır, ustaların hareketlerini izler, ölçüleri hafızasına kazır. Yer silerken tarif öğrenir, tezgâh temizlerken pişirme tekniklerini keşfeder. Kimsenin anlatmadığını gözlemleyerek öğrenir.
Alaylı bir ustanın sessiz........
