menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Soğuk İşgal: Modern Çağın Görünmez Orduları, Gönüllü Esirleri ve Zihnen Özgürleşmek

20 0
09.04.2026

Eskiden işgallerin bir sesi, bir askerî harekâtı vardı. Sınır boylarında yankılanan topçu ateşleri, havaya karışan barut kokusu ve göğe çekilen yabancı bayraklar... Düşman görünürdü; nereden geldiği, ne istediği ve ona karşı nasıl direnileceği bilinirdi.

Oysa bugün dünya çok farklı. Toprağa asker çıkmıyor, gökyüzünde savaş uçakları uçmuyor, meydanlarda işgal bildirileri okunmuyor. Ancak her sabah, kendi rızalarıyla açık bırakılan kapılardan içeri süzülen görünmez orduların sessiz işgaliyle uyanıyor insanlar.

Klasik emperyalizm, toprakları alıp insanları tebaası yapardı. Bugünün "soğuk işgali" ise ruhları, zihinleri ve ekranları ele geçirip insanları gönüllü esirlere dönüştürüyor. Siyasetin başkasının borç senetleriyle şekillendiği, ekonominin dışarıdan yönetildiği, gençliğin başka bir coğrafyanın kültürüyle yoğrulduğu bu sistem; artık bir komplo teorisi değil, her gün insanların iliklerine kadar yaşadığı acı bir gerçekliktir.

Uluslararası sistemin insanlara anlattığı "eşitlik" masalına inananlar için hakikatlerin dili oldukça sarsıcıdır. Bir ülkenin tapusu artık askerî garnizonlarda değil, küresel finans merkezlerinin veri tabanlarında tutulmaktadır. 1944’te dünyayı güya "kalkındırmak" için kurulan uluslararası para fonları ve dünya bankaları gibi kurumlar, on yıllar boyunca Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar onlarca ülkenin sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik haklarını ipotek altına almıştır.

Bugün Birleşmiş Milletler verileri, insanların yüzüne tokat gibi çarpan bir gerçeği haykırıyor: Dünya üzerinde 3.3 milyardan fazla insan, devletlerinin eğitime ve sağlığa ayırdığı bütçeden çok daha fazlasını dış borç faizlerine ödediği ülkelerde yaşıyor. 1980 ile 2000 yılları arasında dayatılan "yapısal uyum programları" yoksulluğu azaltmak bir yana, katlayarak artırmış; stratejik sektörler yabancı sermayeye peşkeş çekilmiş.

Bir ülke, altyapı inşa etmek için aldığı yüksek faizli kredileri ödeyemediğinde ne oluyor? Sri Lanka’nın Hambantota Limanı'nın borç karşılığında 99 yıllığına Çin'e devredilmesi, bu modern esaretin en müşahhas delilidir. Buna diplomatik dilde "yatırım" veya "kredi" diyorlar; biz ise bunun adını "borç tuzağı" olarak biliyoruz. Finansal prangalar, topla tüfekle yapılamayanı bir imza ile yapıyor; ülkelerin bağımsızlığını sessizce kemiriyor.

Ancak en yıkıcı cephe ekonomiden çok daha derindedir: Kültürel ve zihinsel işgal. Bugün bir ülkeyi işgal etmek için sınırlarına tank yığmaya gerek yoktur; çocuklarının ekranlarına bir........

© İstiklal