İlim adamlarının gözünden dünden bugüne bakış
Bu yazımızda doğal ortam ve sürekli ışığa maruz kalmanın düşün dünyamızdaki; öğrenme, idrak ve bilme üzerindeki etkilerini ilim adamlarının gözlerinden işlemeye çalışacağız.
…
İlim adamları, bilginin toplum üzerindeki dönüştürücü etkisini yüzyıllardır tecrübe ediyor. Geçmiş dönemlerde bilgiye erişim, fiziksel kitaplar, el yazmaları, haritalar ve doğrudan gözlemlerle sınırlıydı. Bilgisayarlar yoktu ve gözler sürekli ışığa maruz kalmıyordu. Öğrenme süreci, yavaş ama derinlemesineydi.
Bu dönemde, bilgi edinimi esnasında göz bebekleri ışık koşullarına göre doğal olarak genişliyordu. Çünkü, ışık kaynakları doğal veya mum ışığı gibi düşük yoğunlukluydu. Şüphesiz; göz bebeğinin ışığa maruz kalışıyla, algılama esnasında gösterdiği reaksiyonun öğrenme kalitesi üzerinde de etkileri vardı.
Muhakkak; öğrenme ve idrak arasında da bir geçiş öyküsü, mesafe vardır. Geçmişin dokunsal, işitsel ve görsel iletişim koşulları determinist öğrenme biçiminin geçerli argümanlarıydı. Gerçeklik algımız da buna göre şekillenmişti.
Günümüzde ise; yazınsal ve ışığa dayalı aktarılan bilgi, zihin dünyamızda, öğrenme ve........© İstiklal
