Kötüler Yüzünden Asla İyi Bir İnsan Olmayı Bırakma!!!
Saygıdeğer okurlarım ve kıymetli danışanlarım,
Bugün sizlerle akademik bir makaleden öte, bir gönül birlikteliği ve ruhsal bir duruş üzerine hasbihal etmek istiyorum. Yıllardır gerçekleştirdiğimiz Tv programlarında, seanslarda, terapilerde, seminerlerde ve kaleme aldığım eserlerde hep aynı gerçeğin altını çizdim: Hayat, bazen haksızlıkların ve kötülüğün kol gezdiği bir imtihan sahası gibi görünebilir. Ancak şunu asla unutmayın; kötüler yüzünden asla iyi bir insan olmayı bırakmamalısınız.
Bu yazıda, bu kararlılığın sadece ahlaki bir tercih değil, aynı zamanda ruhsal sağlığınızı koruyan en stratejik savunma mekanizması olduğunu bilimsel ve insani temellerle açıklayacağım.
1. Psikolojik Bağışıklık Sistemi Olarak İyilik
Bir danışman olarak gözlemlediğim en büyük yanılgı şudur: İnsanlar, maruz kaldıkları kötülüğe aynı dille cevap verdiklerinde rahatlayacaklarını sanırlar. Oysa bu, ruhsal bir intihardır. Çulfa (2024) olarak vurguladığım üzere, iyilik bir sonuç değil, bir varoluş biçimidir. Eğer birisi size taş attığında siz de ona taşla karşılık verirseniz, o andan itibaren aranızda hiçbir fark kalmaz.
Psikolojik bağışıklık sistemimiz, içsel tutarlılığımızdan beslenir. Başkalarının negatif tutumları karşısında kendi etik standartlarınızı korumak, beyninizdeki ödül merkezlerini aktive eder ve stres hormonu olan kortizolü dengeler. İyilikte ısrar etmek, kendinize olan saygınızı........
