Orman Alkışa Değil, Dayanıklılığa İnanır
Uzak bir vadide büyük bir orman varmış. Bu ormanda her ağaç aynı topraktan beslenirmiş ama hepsi aynı şekilde büyümezmiş. Bazıları güneşi görür görmez telaşa kapılır, en yukarıda görünmek istermiş. Köklerini derine salmak yerine, en yakınındaki güçlü gövdeye sarılır, onun üzerinden yükselirmiş. Hızlı büyür, çabuk fark edilirmiş. Uzaktan bakıldığında en yüksekte onlar dururmuş; rüzgârın taşıdığı her bakış önce onlara çarparmış. Ama dikkatli bakıldığında başka bir şey görülürmüş: Gövdeleri kalın değilmiş. Dallarında kuşlar yuva yapmazmış. Gölgesinde kimse serinlemezmiş. Yüksek görünürlermiş ama taşıdıkları bir ağırlık yokmuş.
Ormanın bir de ağır büyüyenleri varmış. İlk yıllar kimse fark etmezmiş onları. Yukarıdan bakıldığında sıradan görünürlermiş. Oysa onlar acele etmez, köklerini sessizce derine salarmış. Toprağın altındaki taşlara tutunur, görünmeyen suyu bulur, görünmeyen bağlar kurarlarmış. Rüzgâr çıktığında eğilir ama kırılmazlarmış. Yıllar geçtikçe gövdeleri kalınlaşır, dalları genişler, altlarında yolculuk edenler dinlenirmiş. Onların yanında durmak gösteriş değil, huzur verirmiş.
Bir gün büyük bir fırtına çıkmış. Rüzgâr yön değiştirmiş, sertleşmiş. Hızlı yükselenler yaslandıkları gövde sarsılınca savrulmuş. Kimi kopmuş, kimi yere serilmiş. Çünkü yükselişleri kendilerine ait değilmiş. Dayandıkları şey değişince onlar da değişmiş. Ama kökü derinde olanlar ayakta kalmış. Gövdesiyle duranlar sarsılmış ama yıkılmamış. Çünkü onların yükselişi bir başkasına bağlı değilmiş.
Ormanda herkes büyürmüş ama herkes yükselmezmiş. Yükselenlerin hepsi güçlü değilmiş. Bazıları doğru yere tutunmuştur sadece. Bazıları doğru yerde durmuştur. Tutunarak yükselenler kalabalıkta görünürmüş. Kendi gövdesiyle yükselenler sessiz kalırmış. Fakat zaman geçtikçe ormanın yönünü sessiz olanlar belirlermiş. Çünkü gölge veren, yük taşıyan, fırtınada sığınak olan onlarmış.
Yükseklik caziptir; bakışları toplar. Ama yükseklikle sağlamlık aynı şey değildir. Hızlı büyüyenler alkış alır. Yavaş büyüyenler güven verir. Birileri hep güçlü görünenin yanına gider, çünkü yukarıda olmak etkileyicidir. Fakat gerçek ölçü yukarıdan bakıldığında değil, rüzgâr sert estiğinde ortaya çıkar. O zaman kimin kendi ayakları üzerinde durduğu, kimin sadece birine yaslandığı anlaşılır.
Bazıları hep bir gövde arar. Bazıları kendi gövdesini inşa eder. Birinciler her dönemde vardır; ikinciler her dönemi taşır. Orman, gösterişli olanlarla değil, derine kök salanlarla ayakta kalır. Çünkü yüksekte görünmek geçicidir; derinde olmak kalıcıdır. Ve zaman, acele etmeden, sessizce, kimin gerçekten ayakta kaldığını herkese gösterir.
