menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin Diriliş Ajandası: 13 Acil Mesele

4 0
latest

1. Marketlerde "Etiket Terörü" ve Caydırıcı Yaptırımlar

Mevcut para cezaları dev zincirler için bir "pazarlama gideri" haline gelmiştir. 2026 yılı itibarıyla cezalar 36 milyon TL’ye çıksa da çözüm para değil, icradır. Tekerrür eden fahiş fiyat artışlarında şube kapatma ve nihai olarak ruhsat iptali uygulanmalıdır. Devlet, tüccarın insafına değil, halkın rızkına sahip çıkmalıdır.

2. Tarladan Sofraya %1000 Artış ve Hal Yasası

Üreticide 5 TL olan ürünün sofrada 50 TL olması ticari bir kazanç değil, toplumsal bir soygundur. Aracılık sistemini minimize edecek Dijital Hal Yasası acilen yürürlüğe girmeli; üreticiden tüketiciye doğrudan lojistik hatları kurulmalıdır.

3. Tarım Kredi Kooperatifleri: Kâr Odaklılık Değil, Denge

Asli görevi piyasayı regüle etmek olan bir kurumun milyarlarca lira kâr açıklaması kabul edilemez. Tarım Kredi, bir holding gibi değil; çiftçinin alın terini halkın sofrasına en ucuz şekilde taşıyan bir "Kamu Hizmet Vakfı" bilinciyle çalışmalıdır.

4. Gıda Terörü: "Muz Değil, Aroma Yiyoruz"

En can yakıcı meselelerden biri de çift standartlı üretimdir. Bir firmanın Avrupa’ya gönderdiği üründe gerçek meyve ve süt kullanırken, Türkiye’deki vatandaşa "aroma" ve "kimyasal kokteyl" sunması kabul edilemez. Ticaret ve Sağlık Bakanlığı, içerik standartlarını Avrupa seviyesine çekmeli; milleti zehirleyen paketli gıdalara karşı en ağır üretim yasaklarını getirmelidir.

5. Eğitimde 12 Yıllık Pranga: Yetenek Odaklı Model

Gençleri 18 yaşına kadar sınıflara hapsedip hayata hazırlıksız bırakma devri kapanmalıdır. 5 yaşından itibaren yetenek analizi yapılmalı, akademik zekası olan akademiye, teknik zekası olan sanayiye yönlendirilmelidir. 18 yaşındaki bir genç, alanında 10 yıllık tecrübesi olan bir uzman olarak hayata atılmalıdır.

6. Sosyal Medyada Dijital Dezenformasyon

Yalan haberin ve manipülasyonun bir milli güvenlik sorunu olduğu tescillenmiştir. Kimlik doğrulama şartı ve manipülatif içerik üretenlere yönelik hapis cezalarını içeren yasalar, hiçbir "özgürlük" bahanesine kurban edilmeden uygulanmalıdır.

7. Ekranlardaki Ahlaki Erozyon ve Diziler

Batı’ya ihraç ettiğimiz dizilerde Türk aile yapısı tahrif edilmektedir. Aldatma, şiddet ve çarpık ilişkileri normalleştiren yapımlara karşı RTÜK sadece para cezası değil, yayından men gibi sert yaptırımlar uygulamalıdır.

8. Milli Değerlere Saldırıya Geçit Yok

Tarihimize, dinimize ve toplumsal onurumuza yönelik her türlü aşağılayıcı söylem, ifade özgürlüğü kapsamından çıkarılmalı; bu ülkenin mukaddesatına kastedenler hukuk önünde en ağır bedeli ödemelidir.

9. Ceza Hukukunda Adalet: Suçlunun Değil, Mağdurun Hakkı

İnfaz yasaları ve şartlı tahliye sistemindeki boşluklar, suçluyu cesaretlendirmektedir. Ceza hukuku yeniden yazılarak, suç işleyenin "nasıl olsa çıkarım" diyemeyeceği kadar ağır ve caydırıcı bir yapıya kavuşturulmalıdır.

10. Ekonomik Balans: Emekli ve Vergi Adaleti

Gelir dağılımındaki uçurum kapanmalıdır. Emeklinin asgari geçim şartları devlet garantisine alınmalı; sistem, az kazanandan çok vergi alan değil, sermayeden ve yüksek kazançtan adil pay alan bir dengeye oturmalıdır.

11. Ailenin Korunması ve Annelik Makamı

Kadını sadece "iş gücü" ve erkeğin rakibi olarak gören Batılı dayatmalar yerine, aileyi ve anneyi merkeze alan politikalar geliştirilmelidir. Kadını doğasından koparan (tır şoförlüğü vb.) zorlamalar yerine, anneliği teşvik eden ve aileyi ayakta tutan bir sosyal devlet modeli esas alınmalıdır.

12. 6284 Sayılı Yasa ve Toplumsal Doku

Toplumun genetiğiyle oynamaya çalışan, aileyi ihbar müessesesine dönüştüren yabancı kaynaklı yasalar yerine; bizim örfümüze, İslam hukukuna ve aile bütünlüğünü koruma iradesine dayalı yerli düzenlemeler getirilmelidir.

13. Tarih Bilinci ve Yeni Nesil İnşası

Son 150 yılın "yenilgi psikolojisi" ve Batı hayranlığı müfredattan temizlenmelidir. Gençlere İslam-Türk alimlerinin dehası, Fatih’in ufku ve medeniyetimizin büyüklüğü aşılanmalı; ideolojik saplantılardan arınmış gerçek bir tarih bilinci verilmelidir.

ÖZET VE ÇÖZÜM: İSLAMİ BAKIŞ VE MEDENİYET REÇETESİ

Tüm bu sorunların temelinde, "insanın eşyaya ve dünyaya bakışındaki bozulma" yatmaktadır. Bugün marketteki "etiket terörü" de, gıdadaki "aroma sahtekarlığı" da aslında bir ahlak krizidir.

İmam-ı Gazali’nin dediği gibi; "Haramla beslenen azalar, günah üretir." Eğer biz evlatlarımıza kimyasal gıdalar yedirir ve onları köksüz bir eğitimle yetiştirirsek, adalet beklemek beyhudedir. Çözüm, Şah-ı Nakşibend hazretlerinin buyurduğu gibi "Elin kârda, gönlün Yâr'da (Allah'ta)" olduğu bir sistem kurmaktır. Yani ticaret yaparken de, yasa çıkarırken de ilahi denetimi (murakabe) hissetmektir.

Sezai Karakoç’un "Diriliş" muştusuyla uyanmalı; Cemil Meriç’in ifadesiyle "izmlerin hapishanesinden" çıkmalıyız. Rasim Özdenören’in vurguladığı gibi, Müslümanca bir duruş sergilemek, sadece namaz kılmak değil; pazarda, okulda ve adliyede İslam'ın "hak ve adalet" ölçüsünü hakim kılmaktır.

İsmet Özel'in dediği gibi: "Tahrif edilmiş bir hayatın içinde sahih bir müslüman olarak kalmak zordur." Öyleyse devletin görevi; hayatı tahrif eden bu 13 maddeye neşter vurmak ve insanımızın "sahih" bir şekilde yaşayacağı o temiz zemini (Dar'ül İslam huzurunu) yeniden inşa etmektir.

Kurtuluş; Batı’nın sönmüş yıldızlarında değil, kendi göğümüzdeki hiç batmayan güneştedir.


© İstiklal